17 Eylül 2018 Pazartesi

İletişim ve İstişare

Gözümüzün gördüğü, elimizin uzandığı, burnumuzun kokladığı, kulağımızın işittiği, dilimizin tattığı, vücudumuzun dokunduğu her şey Allah tarafından bize bahşedilen birer nimettir. Akıl vermiş, irade vermiş, feraset vermiş. Allah'ın insan için verdiği nimetler say say bitmez. Neler vermiş neler!

Allah'ın verdiği bu sayısız nimetleri yerli yerince kullanabiliyor muyuz? Kullanamıyoruz ki sorunlarımız eksilmiyor, artıyor. Eğer sorun çözülmek isteniyorsa bunun yolu iletişimdir. İletişim yolunun kapalı tutulmamasıdır.  İletişim yolunun açık tutulmasının yanında bir de istişare gereklidir. Çünkü iletişim kendi başına yeterli gelmeyebilir.

İnsanın olduğu, amme hizmetinin yapıldığı yerlerde başvurulacak iki yöntem iletişim ve istişaredir. Kim bu iki yöntemi hayatına düstur edinirse bulunduğu ortama barış ve huzur getirir. Çünkü muhatabına değer verdiğini gösterir. Doğru dürüst konuşmaz, iletişime açık olmaz, kimseyle bir şey paylaşmaz, kapalı kutu gibi olursa böylesi ortamlar kimseye güven vermez. Kimse birine bir derdini paylaşmaz. Herkes karnından konuşmaya, birbirinin arkasından atmaya başlar. Kimse eleştiriye açık olmaz. Birbirine bakarken duvara bakar gibi bakar.

Kamu kurum ve kuruluşlarda özellikle okullarda iletişim yolu daima açık tutulmalıdır. Çünkü okul ortamında barış iklimi olsun, herkes birbirini sayıp sevsin, değer versin isteniyorsa olmazsa olmaz iki güzel kelime iletişim ve istişaredir. Bu ikisinin olduğu yerde yüzler güler, çalışanlara huzur gelir. Dostluklar oluşur, okulda kurum kültürü gelişir. Herkes birbirinin derdiyle dertlenir. Çünkü kendisine değer verildiğini, önemli görüldüğünü hisseden bir insan o okula, o kuruma canını verir. Ekmeğini alsan sesini çıkarmaz. Elinden gelen fedakarlığı gösterir. Yapılan hataları görmezden gelir. Çünkü bilir ki adı üzerinde bir hatadır. Kasıt akla gelmez kimsede. Telafi edilme yoluna gidilir.

Ben yaptım oldu, ben asla danışmam, işimi kimseyle paylaşmam deyip odaya çekilmek, insanlardaki mutsuzluğu okuyamamak bir kuruma yapılabilecek en büyük kötülüktür. Niye kötülük yolunu seçiyoruz ki? Ne kazanacağız iletişim ve istişareye kapalı olmakla? Yoksa iletişim ve istişare karizmayı çizdirir diye mi düşünüyor bazıları? Eğer böyle düşünüyorlarsa bu işte çok çiğ oldukları ortaya çıkar. İletişimsizlik ve istişaresizlikte kibir kokusu vardır. Tersinde ise tevazu vardır. Seçin beğenin; kibir sahibi olmayı mı tercih edersiniz yoksa tevazu sahibi olmayı mı?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder