16 Eylül 2018 Pazar

Eğitim ve Öğretimimizde Kim Suçlu?


Eğitim ve öğretimimizde bir şeylerin iyi gitmediği hepimizin malumu. Maarifimiz felç. Can çekişiyor. Hepimiz bu felç durumdan kurtulmaya çalışıyoruz eğer buna kurtulma denirse. Daha doğrusu kurtulma çabamız var mı? Varsa da bunda samimi miyiz? Benimki de laf yani! Elbette kurtulmaya çalışıyoruz.  Ama nedense kurtulamıyoruz ve üstelik her geçen gün hasta daha kötüye gidiyor. Ölsün diye gözüne bakıyoruz, ölmüyor. Dirilip kalksın, koşsun istiyoruz; bu da olmuyor. Batıyoruz iyice.
Kurtulmak istiyoruz ama üzerimize toz kondurmadan suçu bir başkasına atmaktan ibaret bizim kurtulma çabamız. Suçlu kim? Bu da herkesin malumu! Kim olacak? Öğretmen tabi. Bugün tepeden tırnağa, eğitimin içindekiler ve dışındakiler öğretmeni eleştiriyor. Yılanın başı görülüyor. “Bu öğretmenlerle olmaz” diyor. Aslında eğitim ve öğretimde en büyük sorunumuz suçlu bulma, suçu birine ihale etme hastalığıdır. Önce kronikleşmiş bu hastalığı tedavi etmemiz gerekiyor.
Eğitim ve öğretim bir defa öğrenci, veli, çevre, okul, hizmetli, öğretmen, idareci, servisçi, kantinci, MEB’in taşra teşkilatından tepe noktasına varıncaya kadar bir paydaşlar bütünüdür. Bunca iç ve dış paydaşın olduğu bir ortamda suçtaki payımızı sorgulayacağımız yerde hepimiz tüm suçu öğretmene atarak egomuzu tatmin etmeye çalışıyoruz. Aslında bu bir topu taca atma durumudur. Oynamak istemeyen futbolcunun topu oyun alanının dışına vurmasına benzer.
Ben size burada bir suçlular listesi yayımlayacağım. Bakalım kimler var bu listede?
Eğitim ve öğretimin mutfağında olan öğretmen elbette suçludur. Öğretmen de tıpkı diğer kesimler gibi kendi rahatını düşünüyor. En iyi okulda çalışayım, okulum evime yakın olsun diyor. Daha fazla kazanmak istiyor. Okuldaki görevinin dışında ikinci bir iş yapmaya çalışıyor. Hiçbir şey yapamazsa özel ders veriyor, etüt ve kurs merkezlerinde çalışıyor. Hiç olmazsa okulunda açılmış olan “Yetiştirme ve Destek Kursunda” görev alıyor.
Ama tüm suç öğretmenin mi? Ya da öğretmenin suçlu olduğu bir durumda diğer paydaşların her birinin temiz ve suçsuz olması mümkün mü?  
Eğitim ve öğretimde diğer bir suçlu veli olan anne ve babalardır. Benim çocuğum en iyi okulda okuyacak, hep başarılı olacak. Aslında çok zeki. Tek suçu var, o da çalışmamak. Ben onun her istediğini yapacağım. Çocuğumun bir dediğini iki etmeyeceğim. Çünkü benim biricim çocuğum o. Zamanında ben çektim o çekmeyecek. Asla sanayi vb yerlerde çalışmayacak. Çünkü kıyamam ben ona. Onun yeri masa başı bir iş olacak.  Kimse onun kılına dokunamayacak. Eğer böyle bir şey olursa dünyayı dar ederim ona” düşüncesinde olan ve bu düşüncesini icraata koymuş çok veli var bu ülkede. Ben buna aşırı korumacılık diyorum. Velilerimizdeki bu aşırı korumacılık olduğu müddetçe çocuklarımıza okul ve öğretmenleri laf anlatıp sözünü dinletemeyecektir.
Eğitim ve öğretimde bir diğer suçlu MEB’in taşra ve merkez teşkilatıdır. Tüm yaptıkları öğrenci ve veli memnuniyeti üzerinedir. Diğerleri özellikle öğretmen ve idareci önemli değil. Çocuk sınıfta kalamaz bir defa. Bunun için elinden gelen gayreti gösterir. Çünkü bu durumdan hem veli, hem çocuk memnun kalmaz. Ayrıca kalan bir öğrencinin devlete maliyeti ne kadar biliyor musunuz der. Hatta öyle ileri gider ki “Hiçbir çocuk istemediği bir okul türünde okumayacak” diyerek veli ve öğrencilerin göz bebeği olmayı hep başarmıştır. MEB, velilerden daha korumacıdır.
Eğitim ve öğretimde bir diğer suçlu suçlular içerisinde belki de en masumu öğrencilerdir. Kalma yok, devamsızlık sorun değil. “Derse çalışmasam da olur. Nasılsa okul müdürüm ve annem ve babam gereğini yapmak üzere öğretmenle görüşür. Öğretmen de tüm bonkörlüğünü kullanarak bu sorunu çözer. İstediğim yaramazlığı yaparım, dersi dinlemem, ödevimi yapmam. Kim karışır bana. Nasılsa arkamda koca TC devleti var ve benim için yaşayan annem ve babam var. Onlar arkamda olduğu müddetçe günümü gün ederim.” şeklinde bir eğitim ve öğretim yapmaya geliyor.
Kurtuluş reçetesi basit aslında. Önce birbirimizi suçlamaktan kurtulacağız. Eğer suçlu bulmazsak olmaz derseniz -istisnalar kaideyi bozmaz- bir kısım suçlu listesine yukarıda kısaca değindim. Öğretmen, öğrenci, veli ve MEB kimseyi suçlamadan iyi bir özeleştiri yapma yoluna gitmelidir. Herkes payına düşeni öğrendikten sonra sorumluluğunu üstlenmelidir. İşimizi yaparken birbirimize güveneceğiz. Ki başka yolumuz yok. Ayrıca çalışanla çalışmayanı ayırt edeceğiz. Tüm bunları yaparken aramızda iletişim ve paylaşımı asla elden bırakmayacağız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder