Bazı insanlar vardır. Okumuş, makam ve mevki sahibi de olmuşlardır.
Gel gör ki o kadar okuduğu boştur. Çünkü makam sahibi olmuştur ama adam olamamışlar.
Yaşını başını almış bu tipler o kadar yer gezip dolaşsa da bir yerlere girip çıksa da toplum içinde kendini belli eder.
Geldikleri makamdan dolayı sınıf atlafıklarına kendilerini inandırmış olsalar da kabalıkta sınır tanımazlar.
Hiç yontulmadan toplum içinde oturup kalkarlar.
Görgü, nezaket nedir bilmezler. Usul adap hak getire.
Bağırıp çağırmayı marifet sayarlar.
Tehdit savururlar.
Barut fıçısı gibiler. Ne zaman, kime patlayacağı belli olmaz. Kah yanardağ patlaması gibi lav fışkırtırlar kah depremin çıkardığı ses gibi ses çıkarırlar. Depremin ardından dinmezler. Artçı deprem gibi zamanlı zamansız ürkütücü ses verirler. Deprem doğalsa da bunların ki değişmez huy. Ancak can çıkınca sesleri kesilir.
Aksilikte üstlerine yok. Her gün mü sol tarafından kalkarlar bilmem.
İletişimleri sıfır.
Bakar görmez, görür bakmaz. Ha öküz ha bunlar. Öküz de kırar döker. Geriye dönüp bakmaz. Yoluna devam eder.
Görmek istediğini görür, görmek istemediğini iplemez.
Konuşması faul, bakışı faul, oturuşu faul.
Asla pozitif enerji vermezler. Sendeki olan enerjiyi de alırlar.
Huzuru önüne çıkanın huzurunu bozmada bulurlar.
Konuşmayı çok severler. Mikrofon hastasıdırlar.
Bulundukları yere hak ederek geldiklerine inanırlar.
Kendilerini mükemmel görürler.
Kimsenin yapamadığını kendilerinin yaptığına inanırlar.
Övünmeyi pek severler.
Ben yaptım ben derler.
Gönül alma bunların semtine uğramaz.
Temcit pilavı gibi bildiklerini tekrar eder dururlar.
Bildiğin makinenin iki ayaklı gezeni bunlar. Makine nasıl ki insan psikolojisi, gönül almayı, kalp kırmayı bilmezse bunlar da bilmez. Bunun için ruh gerek. O ruh da makinede olmaz. Kısaca freni patlamış kamyon gibidirler. Önlerine çıkanı ezip geçerler. Aslında iyi kamyon şoförü olurlarmış.
Bakmayın başarılarıyla övündüklerine. Ne yapıp ne ettiklerini anlamayacak kadar zavallı bunlar. Çünkü bunu anlayacak kapasite ve çaptan mahrumlar.
Kısaca yontulmamış odun diyeceğim ama oduna kurban olsunlar. Anlaşılması için odun denirse de bunlar öyle işe yarar dümdüz odun değil. Dokunduğun zaman hatta yanından geçerken eline, ayağına veya vücudunun herhangi bir yerine batıp acıtan cinsten odun. Ancak yakmaya gelir. Doğal gaz gelince yakmaya da ihtiyaç kalmadı bunlara.
En iyisi ırak olsunlar ilimizden, çevremizden, tepemizden, ensemizden... Hiç gölge etmesinler. Günlük sara nöbetlerini ötede tutsunlar.