Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun, eşiyle birlikte yatağından alınıp yargılanmak üzere ABD'ye götürülmesi operasyonundan hepimiz haberdarız. Süreci anlatarak sayfayı doldurmak istemiyorum. Bu operasyondan hareketle endişelerimi ve dünyayı bekleyen tehlikeye dikkat çekmek istiyorum.
Bu operasyon demektir ki dünya, küresel güç ya da güçler tarafından tek merkezden yönetiliyor. Bu merkezin operasyonel ayağı ABD'dir.
Küresel güç nezdinde; devletlerin, ülkelerin ve ülkelerin yönetiminin hiçbir anlamı yok. Varsa yoksa kendi çıkarları. Bu uğurda hiçbir ülkenin ve ülkeleri yönetenlerin itibarı ve egemenliği söz konusu değil. Bunların ne kanun ne kural ne diplomasi umurlarındadır. Dünyayı yönetim tarzlarında orman kanunları geçerli. Kim kendileriyle uyumlu çalışmayı yeğlerse çalışırlar. Değilse o ülke için iç savaş, iç karışıklık, terör, istikrarsızlık ve bölünme kaçınılmazdır. En hafif ve kansız olanı devlet başkanını yatak odasından almaktır.
Bu Maduro vakası, geri kalmış ve gelişmekte olan hiçbir devlet başkanının yerinin garanti olmadığı anlamına gelir. Maduro olayı; uslu durmayan, uyumlu çalışmayan, efelenen, yalpa yapan, direnmeye kalkan devlet başkanlarına bir göz dağıdır. Hepsinin kulağına küpe olsun anlamına gelir. Bakın, şakam yok. Şekil A da görüldüğü gibi demektir.
Bundan sonra Maduro’ya çekilen operasyon gibi bir operasyon yapılmasa bile bu olay tek başına her devlet başkanının kendine çekidüzen vermesi için yeter de artar bile.
Küresel güçler için bir ülkenin krallıkla yönetilmesi veya devlet başkanının seçimle gelmesi bir anlam ifade etmiyor. Kim onların yazdığı senaryonun dışına çıkmaya kalkarsa yani onların senaryosunu oynamaz ve çıkarlarını gözetmezse hem ülke hem de kendisi bedelini ağır öder.
Irak, Libya ve Suriye orduları ülkelerini korumak için tek kurşun atmadı. Aynı durum Venezuela ordusu için de geçerli. Bu demektir ki geri kalmış ve gelişmekte olan çoğu ülkelerin ordusu küresel güçlerin emrinde. Bu tip ülkeler için şöyle güçlü ordusu, böyle güçlü silahları var demeye gelmez. Bu orduların gücü kendi halkınadır. Küresel güçlerin karşısında boyunları kıldan incedir. Kendi halkına aslan kesilen bu ordular küresel güçlerin karşısında kuzu kesiliyor. Bir nevi emir erliği görevi. Burada geri kalmış ve gelişmekte olan çoğu ülkelerin ordusunu sorgulamak gerekir diye düşünüyorum.
ABD’nin düzenlediği operasyonun bu derece kolay olması, Venezuela içinde ABD adına çalışan kimselerin olduğunu da düşündürüyor. Hırsız içeriden olunca kapı kilit tutmaz.
Maduro olayı gösterdi ki birkaç ülke dışında ABD'ye ses eden ve kınayan bile olmadı. Ya sessiz kaldılar ya da suhulet ve itidal telkin ettiler. Küresel güçlerin ve ABD'nin en büyük gücü ve cesareti de dünyanın bu sessizliğidir. Dünya devletleri böyle ses etmeyerek sarı öküzü vermeye devam etsinler. Bakalım sıra kendilerine ne zaman gelecek?
Bir başka ülkenin, kendi devlet başkanlarını yatağından alıp kendi ülkesine götürerek yargılayacak olmasına, halkın bir tepkisinin olmaması da düşündürücü. Demek ki seçilmiş de olsa devlet başkanları bu halk için bir anlam ifade etmiyor. Halk o kadar sindirilmiş olmalı ki ne başkanlarına destek olmak için ne de bu başkandan kurtulduk sevinciyle meydanlara indi. Bu tepkisizlik ülkenin demir yumrukla yönetildiği şeklinde anlaşılabilir. Ülkede enflasyonun yüzde 180 olması ülkenin kötü yönetiminin bir göstergesi olsa gerek. Bu demektir ki ülke halkı enflasyon ve hayat pahalılığında inim inim inlemiş.
Ülkenin o kadar yeraltı ve yer üstü zenginliklerine rağmen halkın ekonomik yönden bu derece mağdur edilmesi, sadece ülkeye uygulanan ambargo ve dış güçlerle açıklanamaz.
ABD'nin tek bir asker zayiatı vermeden bir başka ülkeye girerek ülkenin devlet başkanını derdest edip ülkesine götürmesi, başarılı bir operasyon. Bu operasyondan biz de dersler çıkarmalıyız. Çünkü ne zaman bir operasyon yapsak mutlaka can kaybı veririz. Son örnek, Yalova'da 6 IŞİT'linin öldürüldüğü operasyonda üç polisimizi şehit verdik. Yanlış hatırlamıyorsam 8 polis ve 1 bekçi de yaralı. Bizim 6 IŞİT'liye düzenlediğimiz operasyon 7.30 saat sürerken ABD'nin başka ülkede düzenlediği operasyon 2 saatte tamamlandı. Bu demektir ki operasyonlarda başarılı olmak için çok fırın ekmeği yememiz gerek.
Sonuç olarak ABD'nin başka bir ülkenin itibar ve egemenliğini hiçe sayarak tüm teamüllere aykırı olarak düzenlediği bu operasyonu ve o ülkeye çökmesini tasvip etmek mümkün değil. Halk beni seçti diye Maduro’nun da ülkesini bu derece kötü yönetmesinin haklı bir gerekçesi olamaz. Maduro yüzde yüz görevden alınmayı hak etse bile bu şekil bir operasyonla alınması hiç doğru değil. Dünya devletlerinin bu orman kanununa sesini çıkarmamasının ve tepki göstermemesinin bir izahı olamaz. Tüm ülkeler tepki gösterse ABD ne yapabilir, küresel güçler ne yapabilir?
Bu demektir ki dünya bundan sonra çok şeye gebe. Doğum sancısını bizler çekeceğiz, keyfi de küresel güçler ve onların operasyonel gücü ABD sürecek.