17 Nisan 2026 Cuma

Slovenya'da Bir Meslek Lisesi

Eski okulumda 1,5 yıl birlikte çalıştığım bir müdür yardımcısı, milli eğitimden bir ekiple Slovenya'ya gidip gelmişti.

Proje kapsamında bir meslek lisesini ziyaret etmişler. Derslere girmişler, okul ve öğrencileri gözlemlemişler. 

Dönüşte gördüklerini bizimle paylaşmıştı. Aradan epey bir zaman geçti. Aklımda kaldığı kadarıyla gözlemleri şöyle idi:

"Bir meslek lisesi idi gittiğimiz okul. 

Servisle gelen öğrenci görmedim. Herkes yürüyerek okula geliyor. 

Teneffüsler beşer dakika. 

Bahçe dışına çıkan öğrenci görmedim. 

Sigara içen öğrenciye rastlamadım. 

Sınıf kapıları otomatik. Beş dakikalık teneffüs biter bitmez kapı otomatik kapanıyor. Kapı kapandıktan sonra geciken öğrenci olsa bile açılmıyor. 

Kapılarda yüz okuma sistemi var. Öğrenci sınıfa girerken aynı zamanda dersin yoklaması da yüz okuma yoluyla alınıyor. 

Beş dakika dolar dolmaz geciken öğrenci olursa öğrencinin velisine aynı anda, "Çocuğunuz üçüncü ders saatine girmemiştir" mesajı gidiyormuş. 

Yoklama, yüz okumayla alınınca ve kapı otomatik kapanınca teneffüsler beş dakika olmasına rağmen derse geciken öğrenci görmedim. 

En son öğretmen kartla sınıfa giriyor.

Öğretmenin masasında öğretmenin konu yazacağı sınıf defteri yok. Öğretmen yoklama da almıyor. Hemen derse başlıyor". 

Sınav sistemlerinden de bahsetmişti. Bizden çok farklı sistemlerinin olduğu aklımda kaldı. 

Hatırlatmak için Slovenya hakkında kısa bilgi vereyim: Coğrafi olarak Orta Avrupa ülkesi olsa da Balkan ülkesi sayılır. 1991 yılında Yugoslavya'dan ayrılarak bağımsız olan bir ülke olan Slovenya 2004 yılında AB'ye girmiştir. Ülke dağlık ve ormanlık. 2 milyon civarında bir nüfusa sahip. 

35 yıllık geçmiş olan bir ülkenin bu kadar kısa bir zaman diliminde eğitim ve öğretimde bu derece disiplini sağlaması, yabancı dil sınavından geçmek için Avrupa'dan gelen bir heyetin sınav yapması, yoklama ve sınıf defterini kaldırması, beş dakikalık teneffüsü öğrenciler geç gelmeyecek şekilde oturtması dikkate değer yönleri. Zaten gidip gelen arkadaş da hayranlığını ifade etmekten kaçınmamıştı.

Hepsini geçtim. Beş dakikalık teneffüs zamana riayet ve zamanla yarışma yönünden takdire şayan. Slovenya bu kadar kısa zamanla öğrencilere disiplin kazandırıyor. Bizim ülkemizde yüz okuma ile yoklamanın alındığı, yoklamanın otomatik alındığı okul var mı bilmiyorum. Bildiğim, beş dakikalık teneffüsü on dakikaya, on dakikalık teneffüsü on beş dakikaya çıkarmada üstümüze yoktur. Çünkü zamana riayet diye bir derdimiz yok. Derdi olana da "Beş dakikalık teneffüs yeter mi" diyerek mazeret beyan ederiz. 

Okullarımız fiziki şartlar yönünden çok iyi. Bunun ötesine geçmemiz gerekir. Yüz okuma sistemi bizim okullarımıza da gelmeli. Öğrenci hem okula girerken hem sınıfa girerken yüz okuma ile tanınmalı ve yoklama bu yolla alınmalı. İlaveten girişlerde X-Ray cihazları okulların güvenliği bakımından acil ve elzemdir. 

Doğu ile Batı Arasındaki Zihniyet Farkı

İngiltere Başbakan Yardımcısı Angela Rayner, engelli çocuğu adına ev alırken eksik vergi ödediği ortaya çıkınca istifa etti.

Fransa Bütçe Bakanı Joreme Cahuzac, İsviçre bankalarında 600 bin avro parası bulunduğu ortaya çıkınca istifa etti.

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, kamu parasıyla anket yaptırmak, rüşvetle medyaya haber yaptırmak, yakın arkadaşını işe almak gibi suçlamaların ardından istifa etti.

Kovit döneminde İngiltere Başbakanı Boris Jonshon, evinde parti yaptığı ortaya çıkınca istifa etti.

Fransa Başbakanı François Fillon eşini ve çocuklarını hayali danışmanlık kadrosuyla çalışıyor gibi gösterdiği ortaya çıkınca cumhurbaşkanlığı adaylığından çekildi.

İngiltere Enerji Bakanı Chris Huhne hız sınırını aştığı için alacağı trafik cezasını eşinin üstlenmesini sağladığı ortaya çıkınca istifa etti.

İngiltere İçişleri Bakanı David Blunkett, sevgilisinin vize işlemlerini hızlandırmak için makamını kullandığı ortaya çıkınca istifa etti.

Almanya Savunma Bakanı Karl T. Gutenberg, doktora tezinde intihal yaptığı ortaya çıkınca istifa etti.

İsveç Başbakan Yardımcısı Mona Sahlin, devletin kredi kartıyla iki paket çikolata ve çocuk bezi aldığı ortaya çıkınca istifa etti.

Yukarıdaki bilgileri Fatih Selek isimli kişinin videosundan aldım.

Görüleceği üzere Batı’da istifa mekanizması işliyor. En ufak bir suçlama ve iddiada istifa ediliyor.

İstifa nedenlerine bakınca bize göre bunlar eften püften gerekçeler.

Bizde durum nedir üzerinde durmayacağım. Geçmişten günümüze örnekler vermeyeceğim. Zaten arasak bile kolay kolay örnek bulamayız. Çünkü bizde istifa denen mekanizma, çalışmaz ve işletilmez.

Bizde olup biten şeylerin büyüklüğüne ve küçüklüğüne bakılmaz. Ülke elden gitse bile istifa düşünülmez. Sorumluluktan kaçmak olarak değerlendirilir.

Hoş, olup biten nahoş şeylerden dolayı kendimizi sorumlu bile görmeyiz.

Batı’daki sorumlular koltuğa yapışıp kalmazlar. Alın sizin olsun deyip pılısını pırtısı toplayıp giderler. Doğu’da ve bizde ise koltuğa yapışıp kalınır. Çünkü istifa etmek, elimizdeki imkanların uçup gitmesi demektir. İçimizde kaçımız bunu göze alır?

Tüm bunlar Doğu ile Batı’nın zihniyet farkını ortaya koyuyor. Belki de bu yüzden iki yakamoz bir araya gelmiyor.

15 Nisan 2026 Çarşamba

Okullar Teksas Olmamalı

Epeydir gündemden uzağım. Ne haber izledim ne de gündemi takip ettim. Haliyle olaylara ve gündeme Fransız’ım. Yarım yamalak haberdar olduğum konular üzerinde de kalem oynatmadım.

Önce Şanlıurfa Siverek'te bir meslek lisesinde, okulun eski öğrencisi, pompalı tüfekle okula gelip 16 kişiyi yaraladı. Ertesi günü Kahramanmaraş'ta bir ortaokulda beş tabancayla okula gelen okulun 8.sınıf öğrencisi de 9 kişiyi öldürdü, 13 kişiyi de yaraladı.

Her iki olayın failleri de getirdikleri silah ve tabancayla intihar etti.

Olayın ardından inceleme ve soruşturmalar başlatıldı. Devlet yetkilileri de olay yerine gitti.

Okullarda meydana gelen bu menfur olaylar üzerine seslerini duyurmak amacıyla eğitim sendikalarının çoğu iş bırakma kararı aldı.

Peşi sıra cereyan eden bu iki olay gündeme oturdu. Ne oluyoruz, nereye gidiyoruz dedirtti hepimize. Dilerim ki bu iki olay münferit olur ve arkası gelmez ve son olur.

Ölenlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum. Bu iki olayın cereyan ettiği okulların öğretmen, öğrenci ve velilerin bu süreci kolayca atlatmasını temenni ediyorum.

Bu konuda ne yazıp çizsek boştur. Çünkü sözün bittiği yerdeyiz. Kalemin değil, silahların konuştuğu yerde konuşmanın ve yazmanın bir gereği yok. Zira mürekkebe kan bulaşmıştır.

Mürekkebe kanın bulaşmasıyla elim yazmaya gitmedi. Hatta "Bugün eylemdeyim. Yazmıyorum" yazıp gazeteye göndererek yazımın bu şekil çıkmasını bile düşündüm. Sonra vazgeçtim. Çünkü önümüzde bir cenaze var, bu cenazenin kaldırılması gerek. Okullar da bizim, ölenler de bizim çocuğumuz ve öğretmenimiz, öldürenler de bizim çocuğumuz.

ABD'de bu tür okul saldırıları pek eksik olmaz. Zaman zaman haberlere konu olur. Görünen o ki okul cinayetlerinde biz de ABD gibi olmaya doğru gidiyoruz. Dilerim ne Teksas oluruz ne de ABD.

Münferit ve son olmasını istediğim bu menfur olay üzerine suçlu arayacak değilim. Okullarda güvenlik zaafı var demeyeceğim. Ki var zaten. Yalnız şu bir gerçek ki öldürdükten sonra intihar etmek suretiyle ölümü göze alan kimseler için ne kadar tedbir alınırsa alınsın, bu şekil gözü dönmüş kişiler, eylemini bir şekilde gerçekleştirebilir. Bu demek değildir ki tedbir alınmasın. Mutlaka tedbir alınmalıdır.

Beni üzen, olayın faillerinin 14 ve 19 yaşında olması. Bu yaşta bu çocuklar nasıl bu hale geliyor, nasıl gözü dönüyor, bunu anlamak zor.

Bana ilginç gelen, 14 yaşındaki çocuğun çantanın içinde beş tabancayla gelmesi. Bu çocuk bu kadar tabancayı nasıl elde etti? Eğer çocuk babasına ait tabancalara bu şekil kolayca ulaşabiliyorsa vay halimize.

Uzatmadan, okulların daha güvenli olması için ne yapılabilir?

Zorunlu eğitim gözden geçirilmeli. Okumak istemeyen, okulda devamlı problem çıkaran, sınıfın altını üstüne getiren, adeta ben okumak istemiyorum diye bağıranları illa mezun edeceğiz, ortaokul ve lise mezunu yapacağız sevdasından vazgeçilmelidir. Zira zorla güzellik olmaz. Oldurmaya kalkarsak da bu şekil acı tablolarla karşı karşıya kalırız.

Hangi okul kademesi olursa olsun, okula girişlerde önleyici ve caydırıcı tedbirler alınmalı. Tek tip okul forması, saç, sakal, bıyık, kısaca kaporta kontrolü sevdasından vazgeçilmeli. Sadede gelmeli. Okulların ihata duvarları herkesin atlayıp girebileceği ve kaçabileceği şekilde olmamalı. Okula tek giriş olmalı. Öğrenci, veli, ziyaretçi ve misafir kontrol ile alınmalı. Her gelen elini, kolunu sallayarak okullara girmemeli. Bu konuda teknolojinin imkanlarından yararlanılmalı. Okul girişlerine caydırıcı olması bakımından güvenlik konabilir. Okula girecek olanın yüz okuması yapılabilir. Çantasında ve üzerinde neyle geçtiğinin tespiti için X-Ray cihazı konabilir. Yüzü okunmayan ve üzerinde yasaklı malzeme olan okul bahçesine girememeli.

Öğretmenin ve okul yönetiminin devam ve devamsızlık için yoklama fişine yazması uygulaması yerine, her sınıf girişine konacak yüz okuma ve otomatik kapı aracılığıyla yoklamanın yapılması uygulamasına geçilmelidir. Bu önerime ne alaka denebilir. Basının yazdığına göre Siverek'teki açık lisede okuyan öğrenci, devamsızlıktan kaldığı için açık liseye gitmiş. Büyük ihtimalle bu öğrenci, devamsızlıktan kalmasının suçlusu olarak okulu gördü. Yüz okuma uygulaması bu mazereti ortadan kaldırır. Derse geç gelmenin de önüne geçer.

Kısaca, okullar herkes için yol geçen hanı olmaktan kurtarılmalı. Okullar, öğrenci ve öğretmen için en güvenilir yerler olmalı. Çocuğunu okula gönderen velinin de gözü arkada kalmamalı...