2 Ocak 2026 Cuma

Radikal Dinci Örgütler

Radikal dinci örgütler İslam dünyasının her birinin içine serpiştirilmiş durumda.

Bu tür radikal örgütler uyuyan hücreler olarak halkın içerisinde neşvünema bulurlar.

Bu örgütler yeknesak olmasa da gözlemlerime göre;

Okumak isteyip de okuyamamış, okulu terk etmiş, sanayide işe girip iş güç sahibi olmuş kişiler potansiyel üyeleridir.

Bunlar dini hassasiyeti yüksek insanlar. Dinin hayatımıza hakim olmasını, her şeyin dini kurallar çerçevesinde olmasını isterler.

Bu tiplerle örgüt üyeleri bir şekilde iletişim kurar. Sohbete giderler. Sohbette ayet, hadis okunur. Tağut, belam, darulharp, cihat, Allah'ın ayetleriyle hükmetmeyenler, kafirlerin, zalimlerin, fasıkların ta kendisidir ayetleri en büyük sloganlarıdır. Anayasa, kanunlar hep Kur'an'a göre olmalıdır.

Çocuklarını okula göndermezler. Merdiven altı dini eğitimi aldırırlar. Oy vermeyi şirk ve küfür olarak görürler. Devlette görev almazlar. Devlette çalışanlara da pek değil, hiç sıcak bakmazlar. Devletin imkanlarından faydalanırlar ama vergi vermeye pek yanaşmazlar. Cuma kılmazlar. Kılarlarsa da cami imamlarının arkasında kılmazlar. Belirledikleri ayrı yerde kendilerinden bir imamın arkasında kılarlar.

Tüm bu yaptıklarında samimiler. Kendilerini doğru yolda görürler.

Ekmeklerini kazanmak için işten kaçınmazlar. Her türlü işi yaparlar.

Halkın içerisinde yaşasalar da halka yabancılar. Farklılıklarını hemen gösterirler. Halkla sorunları yoktur. Onların sorunu devlettir. Daha doğrusu devlet yönetimidir.

Zorunlu eğitimden kaçmak için sık sık adres değiştirirler. 222 sayılı kanun gereği çocuğunu okula göndermesi için evlerine kim giderse gitsin, kimse ikna edemez. Çocuğunu göndermediği her gün için kanun gereği ödemesi gereken para cezasını onaylama işine de mülki amirler pek yanaşmaz.

Halk bunlara bunlar halka ilişmez. Giyim kuşamlarıyla farklılıklarını gösterirler. Giyim kuşamlarından dolayı halkın bir kesiminin nezdinde ayrı bir yerleri vardır.

İçlerinde teröre bulaşmış olmayanları olduğu gibi teröre bulaşmış olanları da çoktur.

Bunlara radikal dini örgütler dendiği gibi selefi hareket de denir. Dinin ama ve fakat denmeden lafzıyla katı bir şekilde uygulanmasını isterler. Bu uğurda mücadelelerini yaparlar. Bunları İslam tarihindeki Hariciler adı verilen gruba benzeyebiliriz. Dinin yorumuna sıcak bakmazlar. Geçmişte oluşmuş fıkıh müktesebatına sıkı sıkıya bağlıdırlar.

Bugün bu hareketlerin tepki çeken ne kadar eylemlerine tepki olarak "Gerçek İslam bu değil" dense de bunların dayandıkları fıkhî içtihatları vardır.

Radikal dinci örgütler aynı zamanda gizemli örgütlerdir. Amaç ve niyetlerini kamuoyu çok bilmez.

Bu radikal dinci örgütlerin özellikle teröre bulaşmış olanlarının ne derece İslam dünyasının bağrından çıktığı tartışılır. Özellikle teröre bulaşmış olan örgütlerin içine büyük devletlerin istihbaratlarının girdiği, onların yönlendirmesiyle harekete geçtikleri ve teröre imza attıklarına dair kamuoyunda bir izlenim var. Bu örgütlerin uluslararası güçler tarafından maddi ve manevi olarak desteklendiği söylenmekte.

Şu bir gerçek ki uluslararası şer odaları hangi ülkeyi istikrarlaştırmak ve işgal etmek isterlerse, buralarda DAİŞ, IŞİT, el Kaide, Taliban, Boka Haram türü örgütler peyda olur. Bunlar bulundukları yerlerde iç savaş ve kargaşa çıkarır. Bunlarla mücadele için ABD o ülkede biter. Değişik ülkelerde gördüğümüz bu örnekler bile bu örgütlerin kimler adına vekalet savaşı verdiğine dair bize ipucu verir.

Bu dinci örgütlerin yönetici taifesi ne emir verir ve karar alırsa, üyeleri buna harfiyen uyar. IŞİT, Irak ve Suriye’de devlet kurduğu zaman cihat çağrısı yapınca, Konya’dan evini barkını satıp ailecek Suriye'ye gidenler oldu. Çoğu da dönmedi.

Her İslam ülkesinde uyuyan hücreler olarak yer alan bu tür teröre meyilli dini örgütler nazarımda çok tehlikelidir. Devletin gözünü açmasında ve gerekli tedbiri almasında fayda vardır.

1 Ocak 2026 Perşembe

Yeni Yıl

Yeni yıl;

Kurtarıcılardan,

Sureti haktan görünenlerden,

Yalandan, dolandan,

Günü kurtarmaktan,

Pansuman tedbirlerden,

Halının altına süpürdüğümüz pisliklerden,

Her türlü algılardan,

Gerekçe ve bahanelerden,

Her türlü dert ve problemden,

Her türlü slogan ve hamasetten,

“U” dönüşünden ve bol zikzaktan,

Demagogluktan,

İnandığı değerleri emellerine alet edenden,

Olduğu gibi görünmeyenden ve göründüğü gibi olmayandan,

Alın terletmeden ve hak etmeden kazanandan... 

Kurtulduğumuz yıl olsun.

Bu yıl;

Her türlü sorunun geride kaldığı,

Herkese hakkının verildiği,

Kimsenin kollanmadığı,

Güçsüzüm güçlüye karşı korunduğu,

Herkesin insanca yaşadığı,

Kendisine değer verildiği,

Herkesin kendisini değerli hissettiği,

Hak ve adaletin yerini bulduğu,

Kimsenin yaptığının yanına kâr kalmadığı,

Kimsenin namerde muhtaç olmadığı,

Herkesin evine ekmek götürebildiği,

Kutuplaşmanın olmadığı ve bundan kimsenin beslenmediği,

Herkesin birbirine empati yaptığı,

Enflasyonun düştüğü, 

Hayat pahalılığının olmadığı,

Piyasanın oturduğu, 

Herkesin yarınlara güvenle bakabileceği, 

Yağışı ve karı bol, susuzluğun kapıda olmadığı,

İndanlsrın gerçekleri görebildiği... 

Bir yıl olur.

31 Aralık 2025 Çarşamba

Pişmanlığa Veda Yılı

İnsanın önüne fırsatlar çıkar. Fırsatları değerlendirenlerin önü açıktır.

Fırsatları değerlendirmeyenlerin dünü pişmanlıktır.

Bugünden bakıp dününü pişmanlık olarak görenler, bugünü fırsat bilip değerlendirmezse, yarın olduğunda, dün olan bugünün de pişmanlık olduğunu göreceklerdir.

Dünü hep pişmanlıkla geçenlerin yarınları da pişmanlık olmaya gebedir. Böyle kimselere, ömrü pişman olmakla geçecek dense yeridir.

Aslında her pişmanlık bir öz eleştiridir. Kişinin kendisiyle, yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla yüzleşmesidir. Yalnız yüzleşme amasız ve fakatsız yapılmalıdır. Çünkü her ama ve fakat bahane üretmektir. Bu da gerçekle yüzleşmekten kaçınmak demektir.

Değerlendirmediği her gününün pişmanlık olduğunu bildiği halde öz eleştiriye yanaşmayanlar gerçeklerle yüzleşmekten kaçınıyorlar.

Fakat gel gör ki korkunun ecele faydası yok. Kaç kaç kaç... Nereye kadar? Çünkü dün, bugün, yarın, bu yıl, şu yıl derken yıllar bir bir geride kalıyor. Ömürden yıllar gidiyor. Çünkü geçen geçmiştir. Geriye gelmez ve son pişmanlık da fayda vermez.

Kim ki bugün, dün ve dünleri değerlendiremediğine hayıflanır, kendine yeni bir yol haritası çizer ve hiç oyalanmadan ertesi gün devreye sokarsa geleceğini kurtarır.

Hedef ve plan çizmeden, gününü gün edenler ne yediklerinden zevk alır ne de içtiklerinden. Kendilerini oyalayacak bir meşgale bulurlar. Bilsinler ki bu meşgale de pişmanlıktır.

Hayatı pişmanlıkla geçenin zararı sadece kendisine olsa, ne hali varsa görsün. Kendi düşen ağlamaz dersin. Zararı aynı zamanda ailesinedir. Çünkü bu aymazlığın ceremesini ailesi derinden çeker.

Ailesine derin bir iç çektirmek istemeyen, bugünden yarınların planlamasını yapmalıdır.

Hülasa, dünü ve bugünü pişmanlık olanların ömrü pişmanlıkla geçer. Ömür biter, pişmanlık da kendisini bir gölge gibi takip eder.

Her geçirdiği günü pişmanlık olarak hanesine yazanların yüzü gülmez, etrafına da pozitif enerji vermez.

Pişmanlıklara veda etmek isteyenler için belli tarihler dönüm noktası olabilir. Mesela yeni yıla merhaba dediğimiz yılın son gününde o yılın muhasebesini yapabiliriz:

Ne idim ne oldum ne olabilirdim?

Tüm kapasitemi kullandım mı?

Önüme çıkan fırsatları değerlendirebildim mi?

Sebepleri işledim mi?

Yeterince kendimi verebildim mi?

Kısaca kendimden memnun muydum? Kendimi nasıl memnun edebilirim?

2026 yılı pişmanlıkların geride kaldığı, kişinin kendine yeni bir yol haritası çizdiği bir yıl olsun.