10 Şubat 2026 Salı

Ben Hayıflanmayayım da Kim Hayıflansın!

Keçiören Belediye Başkanı'nın yerinde olmak isterdim. Gıpta ettim. Daha doğrusu kıskandım kendisini. 

Bir ilçenin adı sanı duyulmamış belediye başkanı iken Türkiye gündemine oturdu. Bir insan uğraşıp didinse bu derece gündem ve şöhret sahibi olamazdı. Görüyorum ki Başkan anasının hayır duasını almış. Allah'ın da sevgili kulu. İnanın, Türkiye gündemine oturmak, haberlere konu olmak için şehir şehir gezse, televizyonlara para verse bu derece tanınmaz ve konuşulmazdı. Akıllı başkanmış vesselam. Bedavaya getirdi şöhreti. 

Günlerce televizyonların ana haber bülteninde, tartışma programlarında, yazılı basında. İsminin geçmesini, insanların değerlendirmesini ekranlarda izledikçe öyle zannediyorum, ekran karşısında dört köşe oluyordur başkan. 

Başkan şöhretin cazibesini yaşarken biz de Genel Başkan küfretti mi? Hakaret etti mi? Niye istifa etti? Bağımsız mı kalacak, başka partiye mi geçecek? Geçecekse acaba hangi partiye geçecek? Partilerden kendisine teklif var mı? Başkan hangi partiye göz kırpıyor? Başkan tüm partilere eşit mesafede mi? Bakalım hangi gün Meclise gidip bir partinin rozetini takacak? diye aramızda konuşup duralım. Öyle görünüyor ki Başkan malı götürdü. Belki de tüm partiler bize geçse, bizi tercih etse diye ellerini ovuşturuyordur. Hazır şöhret edinmişken partimize güç katar diyorlardır. 

Küfürlerin aslı astarı var mı? Varsa anasına küfür var mı bilmiyorum. Ama bu durumda, bir partiye geçerse herhalde Başkan'ın yeni parti genel başkanından isteyeceği tek şey, "İleride anlaşamazsak lütfen anama küfretmeyin. Anamı karıştırmayın" olur diye düşünüyorum. 

Burada siyasi mülahazalardan uzak bir şekilde şunu söylemek isterim ki ister siyasetin içinde ister dışında olalım ister genel başkan ister belediye başkanı olalım, siyaseti fazilet yarışı olarak yapalım. Siyasetin seviyesini düşürmeyelim. İşin içine küfür, hakaret katmayalım. Ayrılık, gayrılık, birliktelik, nezaket ve görgü kuralları çerçevesinde yürüsün. 

Hemen ciddileştim gördüğünüz gibi. Geleyim sadede. Tekrar edeyim, Başkan'ı kıskandım. Şöhret basamaklarını bu şekilde hızlı tırmanmak için Keçiören'de belediye başkanı olmak isterdim. Ama ne şöhretim var ne de başkanlığım. Gördüğünüz gibi bir başınayım. Bu durumda ben hayıflanmayayım da kim hayıflansın!

İlginç Köy İsimleri

İlginç köy isimlerini İnternethaber sitesi haber yapmış. İlgimi çekti. Köy isimlerini okurken hem şaşırdım hem de gülümsedim. Çok mu aramışlar bu isimleri koymak için diye sormadan da edemedim. Her ilginç köy isminin konmasında doğa şartları mı etkili oldu, efsaneler mi, tarihi özelliği mi bilinmez. Sebep her ne ise bu ilginç köy isimlerinin mutlaka bir hikayesi, makul ve mantıklı bir açıklaması vardır.

Bu garip isimli köylerde yaşayanlar köy isimlerini değiştirme gereksinimi duymadığına göre belli ki bu isimler o köy halkı için bir anlam ifade ediyor olmalı.

Büyükşehir yasası ile birlikte bir kısmı mahalleye dönüşmüş bu köylerin, ilginç isimlerinin sebep ve hikmetini bilmesek de bu köy isimlerini sizlerle paylaşmak istiyorum:

Bunalan (Sungurlu/Çorum)

Deliler (Bozova/Şanlıurfa)

Dertli (Sungurlu/Çorum)

Dingiller (Akhisar/Manisa)

Azrail/Güvendik (Ağrı)

Asayiş (Sungurlu/Çorum)

Kurbağa (Gülnar/Mersin)

Gerdek (Bozova/Şanlıurfa)

Parapara (Harran/Şanlıurfa)

Sinek (İmranlı/Sivas)

Yeşildon (Alpu/Eskişehir)

Gebeşler (Kandıra/Kocaeli)

Estağfurullah (Karaköprü/Şanlıurfa)

Gebeler (Kızılcahamam/Ankara)

Çakallar (Balya/Balıkesir)

Yalamık(Tarsus/Mersin)

Tantana (Harran/Şanlıurfa)

Öküzöldü (Şanlıurfa)

Bazlamaç (Mucur/Kırşehir)

Sakaltutan (Kayseri)

Ağzı Delik (Tarsus/Mersin)

U Dönüşü Yapanlar Kimin Emrinde?

İnsanoğlu nisyan ile maluldür. Unutur. Aynı zamanda yanlış ve hata yapar. Yaptığı yanlışın farkına vardığı zaman da yanlışından vazgeçer. Bu da erdemlice bir harekettir. Çünkü hatadan dönmek bir erdem göstergesidir. Yaşına ve statüsüne göre zaman zaman bir görüşte olur. Bu fikri zamanla değişebilir. İnsani bir durumdur bu. Her birimizin başına gelebilir.

Fikir değiştiren insanlar yeri geldiği zaman "Bir zamanlar şu fikirdeydim. Şimdi bu fikirdeyim" der. Bu da insani bir şey. Çünkü yaşa, zamana, şartlara ve tecrübesine göre insan sürekli değişim halindedir.

Zaman zaman biriyle arası da bozulabilir. Birbirlerine her türlü hakareti de yapabilir. Küsebilir de. Üçüncü şahısların araya girmesiyle barışabilirler. Birbirlerine söylediklerinden dolayı özür de dileyebilirler.

Bunların yanında siyaset yapan, ülke yöneten ya da ülke yönetmeye talip olan siyasiler var ki bunlar da yeri geldiği zaman fikir değiştirir, hata yapar, zikzak çizer, "U" dönüşü yapar. Bu da bir yere kadar normaldir. Çünkü insanlık hali. Bazı şeylerin önü ve arkası düşünülmemiş olabilir. Ama zikzak çizmek ve "U" dönüşü yapmak meslek haline gelirse işte burada durmak gerek. Haydi diyelim ki "U" dönüşü yapıldı. En azından "Ya hu ben şöyle düşünüp böyle yapmıştım. Ama yanlışmış. Bereket bu yanlıştan döndüm" demesi gerekir. Hiçbir şey demeyip sürekli zikzak çizilirse burada problem büyüktür. 

Zikzak çizmeyi yol bilenler acaba kendi iradeleriyle mi zikzak çiziyorlar yoksa birilerinin hazırlayıp sunduğu senaryoya göre mi zikzak çiziyorlar? Kendi iradesiyle yapıyorlarsa kendi insanımız, hangimiz hata yapmayız dersin, belki makul görürsün. Şayet bu zikzak çizenler başkalarının emrinde ise işte o zaman durum vahimdir.