4 Ocak 2026 Pazar

Maduro Operasyonun Düşündürdükleri

Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun, eşiyle birlikte yatağından alınıp yargılanmak üzere ABD'ye götürülmesi operasyonundan hepimiz haberdarız. Süreci anlatarak sayfayı doldurmak istemiyorum. Bu operasyondan hareketle endişelerimi ve dünyayı bekleyen tehlikeye dikkat çekmek istiyorum.

Bu operasyon demektir ki dünya, küresel güç ya da güçler tarafından tek merkezden yönetiliyor. Bu merkezin operasyonel ayağı ABD'dir.

Küresel güç nezdinde; devletlerin, ülkelerin ve ülkelerin yönetiminin hiçbir anlamı yok. Varsa yoksa kendi çıkarları. Bu uğurda hiçbir ülkenin ve ülkeleri yönetenlerin itibarı ve egemenliği söz konusu değil. Bunların ne kanun ne kural ne diplomasi umurlarındadır. Dünyayı yönetim tarzlarında orman kanunları geçerli. Kim kendileriyle uyumlu çalışmayı yeğlerse çalışırlar. Değilse o ülke için iç savaş, iç karışıklık, terör, istikrarsızlık ve bölünme kaçınılmazdır. En hafif ve kansız olanı devlet başkanını yatak odasından almaktır.

Bu Maduro vakası, geri kalmış ve gelişmekte olan hiçbir devlet başkanının yerinin garanti olmadığı anlamına gelir. Maduro olayı; uslu durmayan, uyumlu çalışmayan, efelenen, yalpa yapan, direnmeye kalkan devlet başkanlarına bir göz dağıdır. Hepsinin kulağına küpe olsun anlamına gelir. Bakın, şakam yok. Şekil A da görüldüğü gibi demektir.

Bundan sonra Maduro’ya çekilen operasyon gibi bir operasyon yapılmasa bile bu olay tek başına her devlet başkanının kendine çekidüzen vermesi için yeter de artar bile.

Küresel güçler için bir ülkenin krallıkla yönetilmesi veya devlet başkanının seçimle gelmesi bir anlam ifade etmiyor. Kim onların yazdığı senaryonun dışına çıkmaya kalkarsa yani onların senaryosunu oynamaz ve çıkarlarını gözetmezse hem ülke hem de kendisi bedelini ağır öder.

Irak, Libya ve Suriye orduları ülkelerini korumak için tek kurşun atmadı. Aynı durum Venezuela ordusu için de geçerli. Bu demektir ki geri kalmış ve gelişmekte olan çoğu ülkelerin ordusu küresel güçlerin emrinde. Bu tip ülkeler için şöyle güçlü ordusu, böyle güçlü silahları var demeye gelmez. Bu orduların gücü kendi halkınadır. Küresel güçlerin karşısında boyunları kıldan incedir. Kendi halkına aslan kesilen bu ordular küresel güçlerin karşısında kuzu kesiliyor. Bir nevi emir erliği görevi. Burada geri kalmış ve gelişmekte olan çoğu ülkelerin ordusunu sorgulamak gerekir diye düşünüyorum.

ABD’nin düzenlediği operasyonun bu derece kolay olması, Venezuela içinde ABD adına çalışan kimselerin olduğunu da düşündürüyor. Hırsız içeriden olunca kapı kilit tutmaz.

Maduro olayı gösterdi ki birkaç ülke dışında ABD'ye ses eden ve kınayan bile olmadı. Ya sessiz kaldılar ya da suhulet ve itidal telkin ettiler. Küresel güçlerin ve ABD'nin en büyük gücü ve cesareti de dünyanın bu sessizliğidir. Dünya devletleri böyle ses etmeyerek sarı öküzü vermeye devam etsinler. Bakalım sıra kendilerine ne zaman gelecek?

Bir başka ülkenin, kendi devlet başkanlarını yatağından alıp kendi ülkesine götürerek yargılayacak olmasına, halkın bir tepkisinin olmaması da düşündürücü. Demek ki seçilmiş de olsa devlet başkanları bu halk için bir anlam ifade etmiyor. Halk o kadar sindirilmiş olmalı ki ne başkanlarına destek olmak için ne de bu başkandan kurtulduk sevinciyle meydanlara indi. Bu tepkisizlik ülkenin demir yumrukla yönetildiği şeklinde anlaşılabilir. Ülkede enflasyonun yüzde 180 olması ülkenin kötü yönetiminin bir göstergesi olsa gerek. Bu demektir ki ülke halkı enflasyon ve hayat pahalılığında inim inim inlemiş.

Ülkenin o kadar yeraltı ve yer üstü zenginliklerine rağmen halkın ekonomik yönden bu derece mağdur edilmesi, sadece ülkeye uygulanan ambargo ve dış güçlerle açıklanamaz.

ABD'nin tek bir asker zayiatı vermeden bir başka ülkeye girerek ülkenin devlet başkanını derdest edip ülkesine götürmesi, başarılı bir operasyon. Bu operasyondan biz de dersler çıkarmalıyız. Çünkü ne zaman bir operasyon yapsak mutlaka can kaybı veririz. Son örnek, Yalova'da 6 IŞİT'linin öldürüldüğü operasyonda üç polisimizi şehit verdik. Yanlış hatırlamıyorsam 8 polis ve 1 bekçi de yaralı. Bizim 6 IŞİT'liye düzenlediğimiz operasyon 7.30 saat sürerken ABD'nin başka ülkede düzenlediği operasyon 2 saatte tamamlandı. Bu demektir ki operasyonlarda başarılı olmak için çok fırın ekmeği yememiz gerek.

Sonuç olarak ABD'nin başka bir ülkenin itibar ve egemenliğini hiçe sayarak tüm teamüllere aykırı olarak düzenlediği bu operasyonu ve o ülkeye çökmesini tasvip etmek mümkün değil. Halk beni seçti diye Maduro’nun da ülkesini bu derece kötü yönetmesinin haklı bir gerekçesi olamaz. Maduro yüzde yüz görevden alınmayı hak etse bile bu şekil bir operasyonla alınması hiç doğru değil. Dünya devletlerinin bu orman kanununa sesini çıkarmamasının ve tepki göstermemesinin bir izahı olamaz. Tüm ülkeler tepki gösterse ABD ne yapabilir, küresel güçler ne yapabilir?

Bu demektir ki dünya bundan sonra çok şeye gebe. Doğum sancısını bizler çekeceğiz, keyfi de küresel güçler ve onların operasyonel gücü ABD sürecek.

3 Ocak 2026 Cumartesi

Çağa Direnen Bir Çağdaş

Ortaokul ve liseden bir sınıf arkadaşım var. Kendi halinde bir arkadaş. İnsanlarla ayaküstü muhabbet etse de gideceği yere tek başına gitmeyi, yalnız gezip dolaşmayı ve oturup kalkmayı tercih ederdi.

Lise son sınıfta iken kimi okumak kimi de şansını denemek için üniversite sınavına girerken belki de türünün son örneği olarak sınava bile müracaat etmedi.

Okul bittikten sonra imamlık imtihanına girerek kazandı. Müftülükten şurayı mı istersin, burayı mı şeklinde iki seçenek sunulmuş. Şehrin en ücra yerini seçmiş. Seçerken tercihi de "Buranın üzümleri iyi olur" diye duymuş ve üzümü meşhur mahrumiyet bölgesini seçmiş.

Yıllarca burada görev yaptıktan sonra şehir merkezine tayini çıkarak emekli oluncaya kadar iki, üç camide görev yapmıştır.

İnsanlarla pek değil, hiç diyaloğu olmasa da görevine bağlı biri. Görevini aksattığı ne duyulmuştur ne de görülmüştür. Sınıf arkadaşları tarafından her yıl düzenlenen yıllık sınıf pikniğine bile “görevim var, ihmal edemem” diyerek hiç katılmamıştır. Bağlı olduğu müftüye bu konuyu açtığımda amiri bile o kadar da olmaz diyerek bu durumu garipsemiştir.

Erken yaşta emekli olmasına rağmen yıllık pikniklere yine katılmıyor. Nevi şahsına münhasır, türünün son örneği dense yeridir.

Kimseyle pek iletişimi ve görüşmesi olmasa da çarşıya çıktığı zaman uğradığı bir esnaftan kimin ne yaptığını öğrenmek suretiyle her şeyden de haberdar.

O herkesten kopuk olsa da ara ara ararım kendisini. Bir defasında ömrüm seni aramakla mı geçecek, bir daha aramayacağım dedim. Birkaç defa aradı.

Toplum içerisine çıkmasa da sınıf pikniklerine gelmese de sınıfın iletişim grubuna dahil etmek istedim. Akıllı telefon kullanmadığı için gruba alamadım.

02 Ocakta Çıkrıkçılar içine girerken karşıma geldi. O beni görmeden Allah rızası için bir bardak çay içir dedim. "Maaşı çekmeye gidiyorum bankaya" dedi. İyi o zaman. Maaşı çekeceksen birden fazla çay içirirsin dedim. "İçireyim de maaşı geç çekerim" dedi. Nereden çekeceksin dedim. Bir finans kurumunun adını verdi. Eşlik ettim oraya kadar. Banka kapalıydı. Cuma günleri saat 14'00'de açılırmış. Çeyrek dakika vardı daha açılmasına. Niye bankamatikten çekmiyorsun dedim. "Hepsini vermiyor kartla" dedi. İnternet bankacılığın yok mu? Bana EFT yapalım. Hemen hallederiz dedim. "İnternet bankacılığım yok" dedi. Mübarek bu teknoloji çağında İnternet bankacılığı olmaz mı dedim. "Hiç ihtiyaç hissetmedim. Ben öyle şeylerden anlamam. Her ayın birinde gelir bankadan hepsini çekerim" dedi. Şaşırdım.

Beklerken "Bazen 16.00'yı bulur maaşı çekmem. Birden verivermiyorlar. Önce para yaptıranları çağırıyorlar. Benim para çekeceğimi bildikleri için hep en sona bırakırlar. Ben de beklerim. Bazen para yok derler. Yine beklerim" dedi. İyi, sen kendine işi bulmuşsun. İşin kolay tarafını tercih etmiyorsun. Haydi vakit geldi. Gir içeri. Maaşını çek. Ben falan çay ocağına gidiyorum. Seni bekleyeceğim dedim. Ayrıldım.

Dediğim çay ocağına geçtim. Kalabalık olunca girmedim. Başka bir çay ocağına geçtim. Oradan telefon açtım. Cevap vermedi. Ardından, falan çay ocağına geçtim. Oraya gel mesajı yazdım. Ona da cevap vermedi. Herhalde işi bitmedi. Meşgul diye düşünürken nice sonra aradı: "Telefon evdeydi. Eve yeni geldim. Bugün maaşı erken çektim. Hemen ardından geldim. Seni bulamadım" dedi. Telefonu niye evde bırakıyorsun dedim. "Telefon boyumdan büyük. Taşıması zor. Çarşıya giderken evde bırakırım. Sana bir çay borcum olsun" dedi. Eyvallah deyip görüşmeyi sonlandırdık.

Telefonu kapatır kapatmaz bu çağda çağın imkanlarından yararlanmayan bir dünyalı dedim kendi kendime. Arkadaşı severim ama bu kadar da olmaz. Bahsettiğim arkadaşı çok yaşlı falan sanmayın. İradesi, bilinci yerinde bir arkadaş. Ne dediğini ne yapacağını bilen biri. Akıllı olmaya akıllı. Yalnız imkanı olmasına rağmen akıllı telefon kullanmaması, kullanmamak için direnmesi, hâlâ basmatik telefon kullanması, maaşını şubeye kadar gidip çekmesi, İnternet bankacılığını kullanmaması, çarşıya çıkarken telefonu evde bırakması, hâlâ toplum içine çıkmaması hâlâ yalnız yaşamaya devam etmesi "Çağa Direnen Bir Çağdaş" olur sadece. Başka da aklıma bir şey gelmedi.

En Tehlikeli Tip

Özünde her bir insan dürüsttür. Çünkü hiçbir insan yamuk olayım diye dünyaya gelmez.

İnsanın bu dürüstlüğü test edilmemiş ve denenmemiş dürüstlüktür. Bu tür dürüstlük her kişinin harcıdır.

Kişi zor durumda iken denenir. Zor durumda iken yamulmazsa bu kişi test edilmiş dürüst olur.
Dürüstlük sınavının bir başka yolu da kişinin eline fırsat ve imkanların geçmesidir. Eline bir başkasını kandırma imkanı geçtiğinde, kişi insanları kandırma yoluna gitmezse bu da dürüstlük sınavını geçmiş dürüst biridir.

Denenmesine rağmen kişinin dürüst kalmasını er kişinin dürüstlüğü olarak görebiliriz.

Bir, iki denemekle dürüst kalmak, bu kimsenin her daim dürüst kalacağı anlamına gelmez. Mesela yoklukta dürüst iken paraya ve şöhrete kavuşmak da dürüstlük sınavının bir ileri aşamasıdır. Çünkü para ve şöhret aynı zamanda afettir. Para ve şöhrete rağmen kişi bozulmazsa bu kişiyi saf altın olarak görebiliriz.

Kişi dürüstlük sınavında arkadaş çevresiyle de denenir. İyilerle arkadaşlık eden iyi, kötülerle arkadaşlık edenin de kötü olma ihtimali daha yüksektir. Çünkü çoğu zaman kişi bilerek veya bilmeyerek arkadaşının huyuna ve suyuna girer. Girmezse oyun bozan olur, ne biçim arkadaşsın, anca beraber kanca beraberiz denir.

Çevre de insanın test edildiği yerlerden biridir. Çünkü kişinin içine girdiği çevre kötü ise bu kişi bu çevreye uyum sağlama yoluna giderse dürüstlüğünü kaybedebilir. Bunun tersi de mümkündür. Kişi, kötü olduğu halde iyi bir çevrenin içine girerse uyum sağlamak için kötülükleri terk eder.

Kısaca test edilmemiş dürüstlükler denendikçe bir anlam ifade eder. Kişi bu test sınavını geçerse hakiki dürüst olur. Değilse bu dürüstlük, kaba ham softalıktan öte bir şey değildir. Bu tiplerin dürüstlüğü yokluktandır. O yüzden fazla verip azdırmasın, az verip isyan ettirmesin diye dua edilir. Ne fazla ne çok. Tam kararında olsun denir.

Bir de dürüst olmasa da olduğu gibi görünenler var. Bunlar içi, dışı bir tiplerdir. Kötü huyunu kabul edenlerdir. Kendisini dürüst göstermeyenlerdir. Neyse odurlar. Kötülüklerine karşı tedbir alınır. Böylece tehlike savuşturulur. Bu tiplerin kötülüklerine kimse şaşırmaz. Çünkü beklenen budur zaten.

Bir de sureti haktan görünenler vardır. Bu tipler olduğu gibi görünmeyenlerdir. Derviş gibi görünürler. Sanırsın ki karıncayı incitmezler. Tevazuu hiç elden bırakmazlar. Ağzından bal damlar. Amma dürüst adam. Kendime güvenmem, buna güvenirim denir. Bunlara yere bakan yürek yakan tip diyebiliriz. Çevresine güven üstüne güven verirler. Ahlak abidesi bir profil çizerler.

En tehlikeli insan tipi de sureti haktan görünenlerdir. Çünkü bu tiplere her şeyini emanet edersin. Gözün arkada kalmaz. İyi biri olduğu için tedbir almaya da gerek duymazsın. Bir zaman gelir, olumsuzluğu ortaya çıkarsa şok üstüne şok yaşarsın. Bu böyle değildi. Nasıl oldu böyle diyerek inanmakta zorlanırsın.

Şu var ki en büyük ihanetler bu şekil sureti haktan görünen tipler arasından çıkar. O yüzden korkulacaksa bu tiplerden korkulmalı. Bunlara karşı her türlü tedbir alınmalı.

Şunu da bilelim. Denenmeyen her dürüst potansiyel suç işlemeye meyyaldir.

Bir de bir insanı iyice test etmeden hak etmeden bir yere getirir, boyundan büyük sorumluluk yükler, iltifat üstüne iltifat yapılır, itimat edilir, kendisine açık çek verilir, kısa yoldan büyük paralara boğar, ardından bir de şöhret gelirse bu insanın dürüstlük sınavını geçmesi çok zordur.