Enflasyonla mücadele
çerçevesinde tasarruf genelgesi nihayet yayımlandı. Kurumları harcamada
kısıtlayan bir dizi karar alındı. Zorunlu olmadıkça araç kiralama yoluna
gidilmeyeceği, kiralanan araçların geri verileceği de genelgede yer verilen
hususlardan.
Tasarruf
genelgesinin öncelikle hayırlı olmasını, inşallah sonuç alınmasını temenni
ederim. Şu var ki gecikmiş bir genelge. Zamanında enflasyonla mücadele için
kısa ve orta vade programları açıklandığında, mücadelenin bir ayağı da kamuda
tasarruf. Bu programın bu ayağı eksik diyenlere pek kulak verilmedi. Üstüne
üstlük "İtibardan tasarruf edilmez" denmek suretiyle tasarruf
diyenler tu kaka yapıldı.
Gecikilmiş olsa da
tasarruf genelgesi sadece ekonomik kriz ortamlarında değil, her daim özellikle
kriz olmadığı dönemlerde bile tasarruf önceliğimiz olmalıydı. Üstelik bu ülkede
enflasyon sadece bu yıla mahsus değil, 2018 yılından beri bu ülke enflasyon ve
hayat pahalılığı yaşıyor.
Tasarruf bizim
kültürümüze ve inancımıza ters olmadığı gibi dinin amir hükmü üstelik. Ayette,
"Eli sıkı olma. Saçıp da savurma. Çünkü saçıp savuranlar şeytanların
kardeşleridir" buyurulur. Aynı şekilde yemek dualarında, "Yiyiniz, içiniz,
israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez" ayetini okuruz. Kısaca
bu toplum israf ve savurganlık konusunda hem dinen hem kültürel olarak duyarlı
olmak zorunda. Hem bunları okur hem de israf edersek, söz ve eylem çelişkisine
imza attığımız gibi söylediğini yapmayanları Kur’an, kitap yüklü mektebe benzetir.
İnsanımız genel
itibariyle kriz olsun veya olmasın, tasarruf konusunda gerekli özeni
gösterirken nedense kamuda tasarruf sadece kriz ortamlarında akla gelir.
Halbuki yokken ve sıkıntıda iken değil, varken ve sıkıntı yokken de tasarruf
etme gibi bir görevimiz olmalıydı. Çünkü kamu malı yetim malı olarak görülür.
Nedense biz bu yetim malını hoyratça kullanmada ve devletin malını ve
imkanlarını deniz görmede adeta yarışıyoruz. Gerekçemiz de hazır. Neymiş de
ihtiyaçmış efendim. Ayrıca devlet bu imkanı verdiğine göre biz de bu
imkanlardan yararlanmalıymışız. Yapılıyorsa kuruma yapılıyormuş, kurumların,
devletin ve makamın itibarı önemliymiş.
Devlet imkan verse
bile eğer bir şey ihtiyacımızı görüyorken yenisini almak veya kiralama yoluna
gitmek israfın daniskasıdır. Bir şey ihtiyaç ise kriz döneminde bile alınır ve
kullanılır. İhtiyaç değilse alma veya kiralama yoluna gitmemek lazım. Bu, ister
kriz ortamında olsun veya bolluk içinde olsun. Çünkü israf bir şeyi yerli
yerinde kullanmamaktır.
Devletin imkanlarını
yerli yerine kullanma konusunda kamuda üst düzey görevde bulunanlar azami
gayret göstermekle yükümlüdür. Özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı bu konuda
diğer kurumlara örnek olacak şekilde başı çekmelidir.
Gel gör ki israf
konusunda Diyanet diğer kurumları aratmadı. Nitekim il dışı yoğun programlarda
kullanılmak üzere kiralanan Audi A8 model araç çok eleştirildi. Eleştiriler
üzerine Diyanet, bunun bir ihtiyaç olduğuna dair açıklama yaptı.
Şimdi görüyoruz ki
ihtiyaç diye belirtilen A8 tasarruf tedbirleri çerçevesinde geri verilmiş. İyi
de kardeş, madem ihtiyaçtı. Niye geri veriyorsun. Al tepe tepe kullan yoğun il
dışı programlarında. Geri verildiği açıklandığına göre demek ki bu işler A8 olmadan
da oluyormuş. Bu durumda kiralanan bu araç israf olmadı mı? Ayrıca bu aracın
geri verilmesi için illa tasarruf genelgesi mi olması gerekirdi. Diyanet'e
yakışan, mevcutlar işimizi görürken bu kiralanacak araç israftır. Kullanmamız
mümkün değil demek olmalıydı.
Bir diğer husus,
bundan sonra hizmet içi faaliyetlerinin ya çevrim içi ya da kuruma ait eğitim
merkezlerinde yapılması üzerine alınan karar da kiralanan A8 aracından farksız.
Sahi kuruma ait eğitim merkezleri varken başta Diyanet olmak üzere devletin diğer
kurumları niçin bugüne kadar seminer ve toplantıların bu yerlerde değil de özel
sektöre ait beş yıldızlı otellerde yapıyorlardı? Devlet bu imkanı veriyor,
ödeneğimiz var, her kurum yapıyor, bizim personelimiz de bu imkanlardan
yararlanmalı yarışının neresi tasarruf idi? Bu yapılanlar yani kuruma ait
eğitim merkezleri varken beş yıldızlı otellerde seminer yapmak devletin
imkanlarını özel sektöre peşkeş çekmek değil mi? Bunun için illa tasarruf
genelgesi veya kriz mi gerekti?
Beş yıldızlı otellerde yapılan seminer ve toplantıların zamanlaması da manidar. Genelde kış mevsiminde ve otellerin müşteri yönünden sinek avladığı dönemlerin tercih edildiği göz önüne alınırsa, bu tür seminerlerin özel sektörde birilerini koruyup kollama adına yapıldığı anlaşılır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder