Çocukluğumuz ve gençliğimiz Yeşilçam’da
çevrilen Türk filmlerini seyretmekle geçti. İzlediğimiz filmlerin başrolünde
yer alan oyuncular ve filmlerin isimleri farklı olsa da konuları genelde
birbirinin kopyası şeklinde idi. Ağırlıklı olarak ya kan davası ya aşk konusu
ya tecavüz sahneleri ya da parasızlık ve geçim derdi vs. konusu işlenirdi.
Fazla olmamakla beraber bazı Türk
filmlerinde de kiralık katile yer verilirdi. Kiralık katil için kötüler
başroldeki oyuncuyu seçerler. Çünkü hem işini temiz yapar, gözü pek biridir hem
de mecburdur kiralık katil olmaya. Zira oğlu, kızı veya hanımı ölümcül bir
hastalığa yakalanmıştır. Tedavisi ülkede yapılamadığı için yurtdışına gitmesi
gerekir. Bunun için de çok para gerekir. Katil olmaya zorlamak için bazen de
çocuğu kaçırılır. Başroldeki oyuncu kiralık katil olma teklifini duyar duymaz
beyninden vurulmuşa döner. Teklifi reddettiği gibi kapıyı pencereyi yumruklar,
gelenleri kapı dışarı eder. Oyuncumuz eşinden, dostundan, çevreden borç para
ister ama bulamaz. Sonunda naçar kalır, kiralık katil olma teklifini kabul
eder.
Başroldeki oyuncu işi beklendiği gibi bitirir.
Önerilen parayı alır. Çoluk çocuğunu tedaviye gönderir. Bu tedavi de işe
yaramaz. Çünkü çocuk ölmüştür. Kendisi de içeri girer. Ya aftan yararlanır
çıkar ya da cezasını çeker çıkar. Cezasını çekse de tövbekar olsa da herkes onu
katil bilir, kimse iş vermez, aşık olduğu kız kiralık katil olduğunu öğrenince
yüzünü çevirir. Bazen de vadedilen para verilmeyince ve sözler tutulmayınca
hapis sonrası oyuncumuz elini kana bulayanlara döndürür tüm okları. Film
genelde bu minval üzere devam eder.
Kiralık katillik başta başrol oyuncu olmak
üzere toplum tarafından tasvip edilmez. Buna rağmen bu fiil işlenmiştir. Çünkü
oyuncu maddi sıkıntıdan veya başka sebeplerden dolayı buna mecbur kalmıştır.
Oyuncumuz her ne kadar katil olmaya mecbur kalsa da burada sorgulanması
gereken, kişinin aklını kullanmadığıdır. Ama bir hakkı teslim edelim, kiralık
katil de olsa bu eylemi yaptıktan sonra pişmanlık duyar, uykudan kabus görerek
uyanır ve vicdanını rahatlatmak için öldürdüğü kişinin ailesine yardım etmeyi,
onları koruyup kollamayı kendine vazife bilir... Gel gör ki son pişmanlık fayda
vermez. Zira olan olmuştur. Ama şu var ki hayatının geri kalan kısmını zevksiz
ve tatsız geçirir, pek huzur bulmaz.
Aklını kullanmayanlar sadece kiralık katil
olanlar mıdır? Keşke bununla sınırlı kalsaydı. Piyasada öyle aklını
kullanmayanlar vardır ki say say bitmez. Adına parti disiplini derler. Vekili
de belediye başkanı da içine sinse de sinmese de siyasi parti liderinin
dediğini yerine getirir. Meclis buna en güzel örnektir. İçeriğini bilmese bile
vekil grup başkan vekilinin tavrına göre hareket eder. O parmak kaldırırsa
kaldırır, karşı çıkarsa karşı çıkar. Aynı şekilde bir cemaat veya tarikata
bağlı biri de cemaat liderinin her yaptığını, her söylediğini hikmet olarak
görür. Yine toplumda çokları, siyasi ve dini bir konuda veya sosyal bir konuda
nasıl tavır alınacağını sevip saydığı siyasi lidere göre belirler. Olay ilk
vuku bulduğunda; gözü kulağı, sevip saydığının ne söyleyeceğindedir. Çünkü onun
için tek doğru onun söylediğidir. Hatta bazıları bir olayın ardından bir görüş
belirtse bile liderinin tavrına göre görüşünü yeniler. O ne dediyse doğru odur,
yanlış da odur. Kimilerine göre doğru ve yanlışın ne olduğu, sözü kimin
söylediği ile orantılıdır. Sevdiği söylediyse yanlış da olsa doğrudur. Nefret
ettiği söylediyse, doğru da olsa yanlıştır.
Kiralık katil ile aklını kiraya verenlerin
ortak noktası her ikisinin de aklını kullanmaması. Farkları ise;
Kiralık katil aklını kullandırdığını
biliyor, diğerleri ise gönüllü oldukları için aklını kullandırdığını
bilmiyor.
Kiralık katil bundan dolayı pişmanlık
duyuyor ve üzülüyor. Diğerleri ise hayatlarından memnun. Hatta dört köşeler.
Niye böyle olmasınlar? Nasılsa düşünme, analiz, kafa yorma, acaba gibi dertleri
yok.
Kiralık katil bu duruma mecburiyetten
girmiş. Diğerleri ise gönüllü fedai. Bu fedailik sayesinde aidiyet duyguları
tavan yapıyor ve bu sayede kişilik kazanmış oluyorlar. Başkasının aklıyla
hareket ediyorsun desen bunu kabul etmezler. Bu benim görüşüm derler.
Kiralık katil bedel öder. Diğerleri ise
bedel ödemezler. Bedeli tüm millete ödetirler...
*22/10/2022 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder