13 Mayıs 2019 Pazartesi

Kucaklayıcı Dil Olmazsa Olmazımız Olmalı


Kucaklayıcı dili bırakalı çok oldu. Herkese kızıp bağırıyor, ayar veriyor, had bildiriyoruz. Adam alınır, kırılırmış, bu insanların da onuru varmış diye bir düşüncemiz kalmadı. 

Bir iyi yönümüz var, belki de en adil yönümüz bu. Kızıp bağırma konusunda kimseye ayrım yapmadık. Kim bizden kopup gitmişse, kim bize küsmüşse, kim bize itaat etmemişse, kim bizi eleştirmişse daha doğrusu kim suyumuzu bulandırmışsa nasibini aldı. Bu adam döner dolaşır, yarın bize geri gelir ya da biz onlara muhtaç oluruz diye bir derdimiz hiç olmadı. Niye olsun ki sevenimiz çok nasılsa. Elimizi sallasak ellisi birden gelir. Bazısı çekip gitse ne kaybederiz ki? Sonra kimin, ne haddine bizi eleştirmek! Biz her şeyin en doğrusunu ve en iyisini yaparız. Biz daha önce kimsenin yapmadıklarını yaptık. Biz olmazsak memleketi bilmem ne götürür, millet açlıktan ölürdü. Kadir kıymet bilmeyenlerin kafasına vura vura anlatmak lazım yaptıklarımızı. Baktık anlamıyorlar mı? Gerekirse nankör ilan ederiz. Daha önce bizimle iş tutup çekip gitmiş mi? Böylelerini de hain ilan ederiz. Sonra bizim yanımızda olmaya milletin eli mahkum. Sanki bizim başka alternatifimiz mi var? Karşımızdakilerin hepsini toplasak bir biz etmiyorlar. 

Böyle düşündük ve düşündüğümüzü fiiliyata dönüştürdük. Hasılı sevenlerimizden çok karşımızda, sevmeyen ve nefret eden koca bir blok oluşturduk. Dün ellerimizle herkesi kucaklayan biz, herkesi yanımızdan kaçırmaya başladık. Bu gidişle fanatik az sayıda sevenimizin dışında yanımızda kimse kalmayacak. O sevenlerin de kırıp dökmede üstlerine yok maalesef. Sonuç ilk çıktığımız ana döneceğiz. Sen, ben, bizim oğlan kalacağız.

Durumumuz bu iken yapacağımız tek şey yeniden kucaklayıcı bir dil kullanarak yeniden gönül ve kalpleri kazanmak deyip üzerimizdeki ölü toprağını silkelemek gerekirken kızgın sirke küpüne zarar verir misali yine kırıp dökmeye devam ediyoruz. Üstelik herkese, her kesime korku dağları salıyoruz. Hala insanlara tepeden bakmaya devam ediyoruz. İblisin burnunu sürten kibrin her türlüsünü üzerimizde taşıyoruz.

Eğer aklımızı başımıza almazsak başladığımız noktayı mumla arayacağız. Çünkü başlangıçta yalnızdık ama bir itibarımız vardı. Bugün gücümüz var, itibarımız yok. Tekrar başa dönerken itibarı da geride bırakarak döneceğiz. 

Bugün bu durumdan kurtulmak daha da geriye gitmemek istiyorsak bunun reçetesi kucaklayıcı dildir, herkese zeytin dalı uzatmaktır, insanları olduğu gibi kabul etmektir, insanlara değer vermektir, dilimizi düzeltmektir. Biz şu konularda hata ettik, insan onurunu hiçe saydık, herkesten şüphelendik, herkese suçlu muamelesi yapıp sakıncalı piyade ilan ettik, tevazuun önüne kibri koyduk, ehliyet ve liyakati rafa kaldırdık, demektir. Böyle yaparsak erimeyi durdurup yeniden büyümek için elimize bir fırsat daha geçebilir. Yoksa elimize bir daha fırsat geçmeyecek şekilde durumumuz vahimdir: Yok oluştur.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder