5 Temmuz 2017 Çarşamba

Sevdiğimiz başarılı insanlara yaptığımız en büyük kötülük

Nasıl ki beş parmağın beşi de bir değilse insanlar da bir değildir. Hepsinin farklı farklı özellikleri ve meziyetleri vardır. Bazı insanlar yeteneklerini daha iyi kullanarak ön plana çıkarlar. Kimi siyasette, kimi ticarette, kimi bürokraside, kimi bilim alanında emsallerine göre daha fazla göz doldururlar. Peki alanında başarılı olan bu insanların hiç mi kusuru, hatası olmaz? Olmaz olur mu? İnsan olup da hata yapmayanımız yoktur. Hiç hata yapmadım diyenimiz hiçbir iş yapmayandır. 

Rutin işini yapan bir insan ne uzar ne de kısalır. Hatta gerisin geriye gider, sadece kendini tekrarlamış olur. Sahasında başarılı olanlar hep risk alanlardır. Siyaset de bunlardan biridir. Geçmişi temiz olanlar, konuşmasını iyi bilenler, ekip kurma ve teşkilatçılığı iyi yapanlar, halkın değerleriyle barışık olanlar, kendisini durmadan yenileyenler, halkın nabzını tutanlar genel itibariyle başarılı olur ve partisini kaç defa iktidara taşır. Günümüz siyasetinde bunun örnekleri vardır. Ne zaman ki kendini yenileyemez, artık kendini tekrarlamaya başlarsa duraklama dönemine girer. Bir diğer husus daha var. O da  eleştiri kültürünün olmamasıdır. Özellikle Doğu toplumlarında bu risk her zaman için vardır. Biz bir adamı sevdik mi hatasını görmeyiz, görsek de görmezden geliriz, durmadan savunuruz. Hatta ölümüne savunuruz. Eleştiren insanı da tu kaka yaparız. Nefret ettiğimiz insanın da hiç iyi yönünü görmeyiz. Doğru mu? Doğru değil. Maalesef durumumuz budur.

İnsanlar, özellikle başarılı insanlar eğer tedbir almazlarsa, piyasayı iyi okuyamazlarsa, halkın önünden gidemezlerse zirvedeyken kaybetmeye başlarlar. Farkına vardıkları zaman iş işten geçmiş olur, telafisi de mümkün olmaz. Hele birkaç defa ardı arkasına iktidara gelenler çoğu zaman hata yaptıklarının farkına varmazlar. Nerede bir iktidar varsa faydalanmak için at sineği gibi iktidarın etrafında insanlar kümelenir. Bu insanlar halk ile liderin arasına duvar örerler. Aşağıdaki huzursuzluğu yukarıya taşımazlar, her şeyi toz, pembe göstermeye devam ederler. Eleştiriye asla tahammül etmezler. Halbuki bizde bir söz vardır: “Dost acı söyler, yüze karşı söyler” diye. Nedense bugünlerde bu söze pek mahal kalmadı. Kim eleştirmeye kalkarsa hemen ötekileştirilme ile karşı karşıya kalıyor. Bu durum iktidarda yani zirvede olan kişiye yapılmış en büyük kötülüktür. Eleştiri kültürü hep olmalıdır. Eleştiri insanı mükemmelleştirir denir yine bizde. Kişi her yaptığına alkışlanılırsa, sürekli övülürse o insanın yaptığı hataları görmesi mümkün olmaz.

Her partinin, her gurubun içinde mutlaka yapılan icraat ve faaliyetlerden iyi olanlar savunulması gerekirken kötü olanlar da yapıcı bir dil ile eleştirilmelidir. Yine Kur’an’da, “İçinizde iyiliği emreden, kötülükten sakındıran bir grup olmalıdır” denmektedir. Yapılacak eleştiri iktidarın daha fazla hata yapmasının önüne geçer ve icraatlar yenilenir. Eğer yapılmazsa iktidar nimeti hiç beklenmediği anda insanların ayaklarının altından kayar gider. Bu durumda insan eşekten düşmüş gibi olur. At sineği gibi iktidarın etrafında nemalanan insanlar ise yeni iktidarın yanında yer kapma yarışına girerler. İktidar el değiştirirken iktidarın etrafındaki duvar olanlar ise yeni iktidarın yanında saf tutarak yine kazanmaya devam ederler.

Ülkeyi yönetenler bir çobandır, maiyetindekilerden sorumludur. Halkın memnuniyetsizliğini yüzünden okuyabilen kişi kendini yeniler. Bunun için aradaki aracıları ekarte ederek gerçek halkın içerisine girip halkın nabzını tutmalı, halkın içinden iktidara bakabilmeli. Bu yapılmazsa, halkın içine girilmezse, halkın  huzursuzluğu okunmazsa halk kendisine tepeden bakanı sevmemeye başlar. Bu da nimetse eğer, iktidar nimetinin yok olmasına sebebiyet verir. İktidarın gitmesinden ziyade kazanımlar yok olmakla karşı karşıya kalınır. 05.07/2017


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder