14 Temmuz 2016 Perşembe

Siyaseti nasıl yapalım?

Sanal alem, gazete köşeleri bazı insanların egolarını tatmin ettikleri yer olsak gerek. Bu alem de olmasa sanırım kahırlarından çatlayacaklar. Çoğumuz bulunduğumuz yerden 'Avrat boşamaya' devam ediyoruz. Hani bizde "Bekara avrat boşamak kolay" derler ya. İşte öyle bir şey.

Ülkeyi yöneten insanların zaman zaman açıklamaları ve tasarrufları olur. İdarenin yaptığı her şey eleştirilebilir. Çünkü eksik yönleri olabilir, hatta yanlışları olabilir. Ki vardır da. Başta ana muhalefet olmak üzere ülkenin sivil toplum kuruluşları bu uygulamaları eleştirebilir, eksik ve fazla yönlerini söyleyebilir, ne şekilde olması gerektiği konusunda gerek mecliste gerekse kamuoyunda açıklamalar, hatta demokratik mücadeleler verebilirler. Normal vatandaş da aynı şekilde görüşlerini söyleyebilir. Bu görüşler dikkate alınır ya da alınmaz. Genelde alınmaz. Çünkü bizde herkes çoğunluğuna güvenir, muhalefetin eleştirileri doğru bile olsa taslak ya da tasarı delinir, ya da onların dediği olacak düşüncesiyle pek itibara alınmaz. Aslında zaman zaman muhalefetin görüşlerini de dikkate almakta fayda vardır. Muhalefet de muhalefetteyim, bu yüzden her şeye karşı çıkacağım müzmin muhalifliğini bir tarafa bırakabilmelidir. Hem iktidar hem de muhalefet yapıcı olmalıdır. Bu duruma gelmemiz için "Kırk fırın ekmek yememiz" lazım ama onu da doktorlar çok gördüler neredeyse ekmeği yasaklayacaklar. Asgari müştereklerde buluşmamız lazım ama biz nedense asgari müştereklerde buluşmuyoruz. Bunu da bir kazanım ya da postu deldirmeme olarak görüyoruz. Allah öbür dünyada bizi aynı Cennet'e koysa 'Olmaz ama efendim' diyeceğiz bu gidişle.

Eleştiri, tenkit güzeldir, hele yapıcı eleştiri. Biz artık toplum olarak eleştiri boyutunu aştık. Hakaret ediyoruz. Hem de gece gündüz. Düşman olarak gördüğümüz rakibimizle yatıp onunla kalkıyoruz. Yatarken stresli yatıyoruz, kalkarken de hep sol taraftan kalkıyoruz. Halbuki Maide 105.ayette Allah: "Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olursanız, yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman Allah, size yaptıklarınızı haber verecektir." buyurmaktadır. Kendi gözümüzdeki merteğe bakacağımıza başkasının hata ve yanlışlarıyla uğraşıyoruz. Hele bazıları sorumluluk sahibi siyasilere tam gaz kızma ve hakarete devam ederken şimdilerde hızını alamayıp ona oy verenlere de hakaretler yağdırmaya başladı. Bu, sağlıklı bir psikoloji değil. Başkalarına hakaret ederek yol alan bir insan türü söyleyin bana Allah aşkına. Siyaset, insanın kendini pazarlama yeridir. Kim kendini daha iyi pazarlarsa, kendini daha iyi anlatırsa, halk kimi daha ikna edici bulmuşsa onu iktidar yapar. Bu halkın sağı-solu belli olmaz. Siyaseti bazımızın yaptığı gibi futbol takımını tutar gibi tutmaz. Dün vezir yaptığını bugün rezil, dün itibar etmediğine yarın şans vermektedir. Son 20 yıla bakalım. Bu halk kimleri getirdi, kimleri götürdü. Hem de birbirine zıt partilere bile imkan verdi. O halde biz iktidara, ona oy verene kızıp hakaretler yağdıracağımıza, ya da muhalefete oy verene kızacağımıza tüm maçları yıllardır kaybeden kendi partimize niçin kızmıyoruz? kendi doğrularımızı anlatıp maç sonucunu bekleyelim. Yine kaybediyorsak taktik değiştirelim, gerekirse oyuncu ve teknik heyeti yenileyelim.

Siyaset kızma, hakaret işi değildir. Hep karşındakinin hatasını gösterme, bulma mesleği hiç değildir. Kendini anlatma, pazarlama işidir. Ekip işidir, vitrin işidir. Başkasına kızıp zaman harcayacağımıza kendi alternatif görüşlerimizi anlatsak gerçekten bu halk samimi bulursa onu da iktidar yapar. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Ne dersiniz? Eğer siyaset yapacaksak, ülkenin yarınlarında söz sahibi olmak istiyorsak siyaseti de kuralına göre yapalım. Hakaret ederek seviyemizi düşürmeyelim. Kendimizi daha iyi ifade edelim. Halkın seviyesine inelim. Halkın sizi anlamasını beklemekten ziyade siz halkı anlamaya çalışın. Onları bidon kafalı olarak görmeyin. Halkın sağduyusuna güvenelim. 14/07/2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder