İnsan kelimesinin kökeni nedir, ne anlama gelir? Bazı dilciler; arkadaşlık,
dostluk, bağ anlamına gelen ünsiyet kelimesinden türetildiğini belirtir.
Bazıları da unutan, unutulmuş anlamına gelen nisyan kökünden geldiğini söyler.
Yapısına ve özelliklerine bakıldığı zaman insan hem dost canlısı, hem de unutkan bir varlık olarak karşımıza çıkar. Unutkanlık yönüyle ilgili; “İnsanoğlu, nisyan ile malüldür” şeklinde tanımı da yapılır. “Uykudayken yapılanlardan, unutarak yapılanlardan ve baskı altında iken yapılanlardan sorumluluk kaldırılmıştır” buyurur Peygamber Efendimiz. Demek oluyor ki insanın hasletlerinden biri de unutmak... Siz hiç unuttunuz mu ya da unutuldunuz mu? Eğer unutulmuş iseniz hangi duygu ve düşünceler aklınıza geldi? Bu durumda kendinizi nasıl hissettiniz?
Bir
otobüste arkadaşlarınızla beraber yolculuk yapıyorsunuz. Lavaboya gittiniz. Gelinceye kadar otobüs sizi bırakıp gitmiş. Orada kaldığınıza mı yanarsınız,
unutulduğunuza mı, kimsenin sizi hatırlamadığına mı? Bir yere geldiniz; dostlarınız
konuşuyor, selam verdiniz, selamınızı duymadılar, duydularsa da selamını alıp
yine konuşmaya devam ettiler ya da selamını aldıktan sonra konuşmayı
bıraktılar, senin yüzüne bakıyorlar. Hasılı sizinle ilgilenmiyorlar. Bu durumda
ne hissedersiniz?
Bir
gazetede yazı yazıyorsunuz, yazınızı zamanında gönderiyorsunuz ama yazınız
yayımlanmıyor, üstelik bu durum birkaç defa başına gelmiş ise kendinizi nasıl hissedersiniz? Yazının yayımlanmamasının
ardından saatler, günler geçmesine rağmen bir yetkili sizi arayıp: “Yazınızı
unuttuk” dahi demiyorsa kendinizi nasıl hissedersiniz? Kendinizi etkisiz eleman
gibi hissedersiniz. Kendi kendinize dert yanıp demek ki farkındalık oluşturamamışım,
varlığım ya da yokluğum hissedilmiyor, ben çok oldum artık, insanlara ayak bağı
oldum, fazla gölge etmeyeyim. Demek ki hiç iz
bırakmamışım demeye başlar, farklı farklı duygulara kapılırsınız.
*
Adıyaman
Kahta’da görev yaparken son sınıf öğrencilerim, çıkardıkları yıllıklarında “Öğretmenlerimize öğretemediklerimiz” başlıklı bir bölüm açmışlar. Her bir
öğretmen için birer ikişer cümlelik özelliklerinden bahsetmişler. Benim için de
“Geçmişi unutması gerektiğini, her şeyi hatırlamaması gerektiğini öğretemedik”
diye yazmışlardı. Sonum nasıl olur bilmem ama maalesef benim de en kötü yönüm
unutmamak ve hatırlamak. Ortaokul ve lise geçmişim de bile eskiyi hatırlamaya dair
okul arkadaşlarım çelişkiye düşerlerse bilirkişi olarak bana başvururlar. Hiç
unutmam, bir gün 30 yıl önce beraber mezun olduğum bir arkadaşımla beraber bir
kuru yemişçiye girdik, arkadaş alışverişini yaptı, borcunu ödemek için kredi
kartını uzattı. Sonra kendisi içeriyi seyre daldı. Kuru yemişçinin "şifrenizi
girin" sözünü duymadı. Kendi kendime, bunun şifresi okul numarasıdır dedim. Numarasını yazdım, şifre doğru idi.
Fazla
söze gerek yok. Unutulmak, hatırlanmamak çok kötü bir duygu. Haberiniz olsun. Unutulmayanlardan
ve hatırlananlardan olmanız temennisiyle… 13/04/2016
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder