18 Mart 2025 Salı

Ben de Yatay Geçiş Yapmıştım

Dostlar!

Bir düşüncedir aldı beni.

Moralim bozuk.

Benim moralim bozuk olmasın da kimin morali bozuk olsun.

Derdin ne derseniz?

Şu diploma iptali iyi olmadı. Zira bu iptal şu ya da bu şekilde beni de ilgilendiriyor. Çünkü 1988 yılında ben de Erciyes Üniversitesinden Selçuk Üniversitesine yatay geçişle gelmiştim.

Devlet 90 yıllarındaki yatay geçişleri didik didik incelediğine göre öyle zannediyorum, 90 öncesi diplomaları da inceleyecek.

Acaba bu incelemede benim yatay geçişte de bir usulsüzlük tespit edilebilir mi?

Eğer öyle olursa bilin ki yandım demektir. Çünkü 91 yılında aldığım ve 34 yıldır kullandığım diplomam çöpe gidecek demektir.

Diyelim ki eğitim ve öğretimin düze çıkması ve eğitimin şahlanması için bu tür yanlışlıklardan kurtulmamız gerekiyor. Bunun için değer diyelim.

Yalnız diplomam iptal edilince görevimi yapamayacağım. Buna da şeriatın kestiği parmak acımaz diyelim.

Ya benden, bu diplomadan yediğim ekmeğim parası yasal faizi ile birlikte istenirse işte o zaman ben ne yapacağım? Kendimi satsam ödeyemem devlete olan borcumu.

Devlete borçlu da gitmek istemiyorum.

Çocuklarımın hepsi bir araya gelse onlar da bu borcu ödeyemez.

Büyük ihtimalle çocuklarım reddi mirasa başvururlar. Yani borcumu üstlenmezler.

Bu şekil diplomasız ve borçlu ölürsem, eş dost bunun devlete borcu vardı. Bunun cenaze namazı kılınmaz derse bilin ki cenazem ortada kalır.

Bir de yıllar yılı sahte diploma ile öğretmenlik yapmış diye ardımdan konuşacaklar.

Ya bir de devlet "Bunun okuttuğu ve verdiği notları da iptal edeceğim” derse, okuttuğum öğrenciler de mağdur olacak.

Çocuklarım sahte diplomalı bir babanın evladı oldukları için milletin yüzüne bakamayacak. Hele bir de başkalarının babası gibi miras bırakacağı yerde bizim babamız bize borç bıraktı derlerse mezarda da rahat yatamam.

Gördüğünüz gibi durum bildiğiniz gibi değil. Çok vahim çok. Çünkü bunun zararı sadece beni değil, herkesi etkileyecek.

17 Mart 2025 Pazartesi

Hayata Dair Sözler *

Hayatın Bana Öğrettiklerinden *

Bir kimse iki kuşu birden yakalayayım derse her ikisini de kaybeder.

Çalışmaktan kaçan kimse rahatını kaçırır.

Aceleyle cevap veren kimse doğru cevap veremez.

Fikirlerin senin içindir, sözlerin ise başkaları için.

Mütekebbir adam, yüksek bir dağın zirvesinde oturan gibidir. Kendisi insanları, insanlar da onu küçük görür.

Biriyle olan alakanı kestiysen, onun hakkında konuşmayı da kes.

Hikmet ehlinden sözler

* Söz ilaç gibidir. Az kullanırsan fayda sağlar. Çok kullandın mı ya öldürür veya ağır hasta eder.

* İştahın olunca sofraya otur. Ve hâlâ iştahın varken yemeyi bırak.

* Dostun; sana sadık kalandır, her yaptığını onaylayıp kafa sallayan değildir.

*Bazen faydalı bir öğüt bir mecnunun diliyle de gelebilir.

* Suyunu içtiğin kuyuya taş atma.

*Müflis; malını değil, edebini kaybeden kişidir.

 
Hz İmam Ali'den

İnsanın cevheri şu üç şeyde saklıdır:

*Fakirliğini öyle bir saklar ki insanlar onu zengin sanır.

* Öfkesini öyle saklar ki insanlar onu neşeli sanır.

*Yaşadığı zorlukları öyle bir saklar ki görenler onun nimetler içinde yüzdüğünü sanır.

*Bu alıntılar Mehmet Cömert’e ait. Kendisi Arapçası iyi bir din görevlisi. Zaman zaman Arapçadan çeviriler yaparak WhatsAppındaki kayıtlı bazı numaralara gönderir.

*02.04.2025 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

Ne Hasbi İnsanlarmış!

"Kurucu Önder”e, PKK'ye şartsız silah bırak çağrısı yap deniyor.

"Kurucu Önder", emriniz olur diyor ve örgütüne bir mektup yazarak silah çağrısı yapıyor. Bu çağrı için hiçbir şart ileri sürmüyor.

Çok geçmeden örgütün dağ kadrosu Kandil, bu emre uyacağız deyip önce ateşkes ilan ediyor. En kısa zamanda örgütü toplayıp bu çağrıyı değerlendireceğiz diyor ve çağrıya olumlu cevap veriyor. Bunun için hiçbir şart ileri sürmüyor. Şu olsun, bu olsun demiyor.

PYD lideri Salih Müslim, çağrıyı olumlu buluyoruz. Bu emre uyacağız diyor. Bu da hiçbir şart ileri sürmüyor.

İmralı ile devlet arasında aracılık eden siyasi parti temsilcileri de bir şey istemiyor.

SDG, Suriye yönetimi ile anlaşma yapıyor. Ortada ne özerlik var ne başka bir istek.

Kırk yıldır bizi uğraştıran, uğruna binlerce insanımızı teröre kurban ettiğimiz bu kanlı sürecin tere yağından kıl çeker gibi şartsız, şurtsuz bitecek görünmesi, tarafların hiçbir şey istememek için sıraya girmesini görünce, taraflar ne hasbi insanlarmış diyesi geliyor insanın.

Bu iş bu kadar kolay mıydı zaten hiç içimizden çıkmıyor.

Kaç nesli terörle uğraştıran terör örgütünün beklenmeyen bu hareketini görünce, terör örgütü deyip de geçmemek lazım dedirtiyor insana. Terörist ama o kadar da kötü değillermiş diyesi geliyor insanın.

Zamanında terörist başı, katil, bebek katili türünden dediğimiz şeylerden dolayı utanası geliyor insanın.

Hele hiçbir şart ileri sürmemeleri ne hasbi insanlarmış bunlar. Ama biz bu cevheri tanıyamamışız noktasına geldik.

Ama bir hakkı teslim edelim. Terör örgütünün, başıyla kuyruğuyla süreci devam ettirmesini görünce biz de içimizdeki cevheri çıkarıverdik. Artık onlara terörist demiyoruz. "Kurucu Önder" diyoruz.

Öyle ya bu işler karşılıklı. Onlar bir adım atarsa biz de on adım atmalıyız. Hatta örgüt bize yaşattıklarından dolayı özür dilemese bile bizim, "Sizi tanımadan biz size terörist dedik. Hakkınızı helal edin. Siz gerçekten vatan aşığı imişsiniz. Gerçek ülke sevdalısı siz imişsiniz" demek lazım.

Hasılı, aktörlerin problemi çözmek için taşın altına ellerini koyması, gözleri yaşatan bir gelişme. Böyle hasbi insanlar oldukça bu ülkenin çözülmedik hiçbir meselesi kalmaz.
İyi ki varlar...