Eski ramazanlardan eser kalmasa da ramazan iklimi bu toplumda yaşıyor.
Eskiye oranla oruç tutanlarda azalma olsa da oruç tutan sayısı azımsanmayacak seviyede.
Ramazanın gelmesiyle birlikte kurum ve kuruluşlar da kah önemsediğinden kah bir şeyler yapmak için değişik etkinliklere imza atmakta.
Bazı kurumlar da ramazan dolayısıyla çalışanlarına mesaide esneklik ve kolaylık sağlar.
Özel veya kamu kurum ve kuruluşların oruç tutanlara dair sağladığı kolaylığın öğrencilere de sağlanmasını isterdim. Pekâlâ, 09.00-14.00 arası ders yapılacak şekilde bir ders programı uygulanabilirdi. Büyük çalışanlar için düşünülen bu kolaylık nedense öğrenciler için düşünülmedi.
Esneklik sağlansa da sağlanmasa da sayılı günler kolay, zor geçiyor. Kimi oruç tutuyor kimi tutmuyor. Ne oruç tutanlar oruç tutmayanlardan rahatsız ne de oruç tutmayanlar oruç tutanlardan.
Dikkatimi çeken, huzur ve sükunet içerisinde geçmesi gereken ramazan ayında, Milli Eğitim Bakanlığının ramazan iklimine dair yayımladığı bir genelge üzerinden fırtına koparılarak gerilimin tırmandırılması. İçeriği, okullarda ramazan etkinliği yapılmasının istenmesi. Bu genelgeyi gören laik ve seküler kesim bize gün doğdu deyip sesini yükseltti. Laiklik elden gidiyor yürüyüşü bile yapıldı. Bir Roman vatandaşın okuduğu ilahi bile mesele edildi.
Laiklik tartışması ve laikliğin elden gitmesi, irtica korkusu 90'lı yılların seçim öncesi aparatı idi. Nicedir laiklik üzerinden tartışma yapılmayınca, bende laik seküler kesim laiklik üzerinden kutuplaşmayı elden bıraktı düşüncesi hakim olmuştu. Bir genelge üzerinden laiklik tekrar gündeme gelince anlaşılan o ki suni gündem olan laiklik meğer buzdolabına kaldırılmış. Bu ramazanda yeniden servis edildi.
Laik ve seküler kesim hiç ders almamış ki kazanamayacağı bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Şu unutulmasın ki ibadet yapmakla, oruç tutmakla, okullarda ramazan etkinliği yapmakla laiklik falan elden gitmez. Etkinlik yapılan okulda etkinlikten dolayı oruç tutanlarda bir artış da olmaz, azalma da olmaz. Gel gör ki bir zamanlar laiklikten ekmek yiyen bir kesim bir umut tekrar laikliğe sarıldı.
Bunlar laikliğe sarılınca karşı kesim durur mu? Sonuçta ortaya bir kutuplaşma çıktı.
Kanaatim, bu tür suni gündemle bir şeyler köpürtülüyor. Belli ki kutuplaşmanın tarafları bir şeylerin peşinde. Belki de yeni seçimde laiklik ve dindarlık kutuplaşması köpürtülecek. Seçim bunun üzerine yürüyecek. Çünkü kutuplaşma olmadan, korku salmadan, düşman bulunmadan bizde seçim startı verilmez. Bir önceki seçim PKK korkusu üzerinden yürütülmüştü. Hazır PKK tehlikesi kalmadığına göre FETÖ de eskisi gibi pek gündem olmadığına göre yeni düşman bulunmazsa geriye laiklik ve dindarlık gerilimi yeni seçimde bizi bekliyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder