Ramazan öncesi bir pazar günü ilçeden gelen bir arkadaşla çay içip ardından Etnografya müzesini gezdik.
Çaylarımızı yudumlarken konu dönüp dolaştı, okullarda ders olarak okutulan din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin ismine.
Arkadaş, "Dinin kültürü olmaz, ahlakın da bilgisi olmaz. Ahlakın yaşantısı olur. Bu dersin ismini verenler isim vermede isabet etmemişlerdir" dedi.
Düşündüm. Arkadaşın yorumu bana isabetli geldi. Çünkü dinin bilgisi olur, ahlakın da uygulaması.
Bir toplumda yaşayan kişi dini yaşamak isteyebilir. Yaşamak istemese bile o toplumun içinde pot kırmaması için dini bilgiye sahip olması gerekir.
Ahlaka gelince, bugün ahlakın içine giren ne kadar konu varsa hiç mektep yüzü görmemiş olan biri bile ahlaka dair bilgiye sahip. Neyin iyi, güzel, neyin kötü ve çirkin olduğunu bilir. Mesela adalet, ehliyet, liyakat, doğruluk, dürüst ne dersek diyelim, bunların hepsinin iyi ve olması gerektiğini herkes bilir. Aynı şekilde hırsızlık, rüşvet, yalan vb. şeylerin de kötü olduğunu yine herkes bilir. Kısaca hırsızlık iyidir diyen yok.
Durum bu iken ahlak bilgisi diye bir dersin okutulması olsa olsa abesle iştigal olur. Çünkü bilgiye dayalı ahlak bilgisine sahip kişi ve bir toplum ahlaklı olmaz. Ancak uygulandığı takdirde kişi ve toplum ahlaklı olur.
Bir diğer husus bilgiye dayalı ahlakın uygulamasının tavsiye edilmesinden, yani kişilerin vicdanına bırakılmasından olsa gerektir ki ahlakta bir arpa boyu yol gidemediğimiz gibi gerisin geriye gidiyoruz. Çünkü ahlakın yaptırımı yoktur. Yaptırımı olmayan bir değerin toplumda yerleşmesi mümkün değildir.
Yol yakınken Anayasada ismine yer verilen ve okutulması Anayasa gereği olan din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin adının kısaltılarak değiştirilmesi uygun olacaktır. Dersin adı din dersi ya da din bilgisi olabilir. Ahlak da etik adı altında ayrı bir ders olarak okutulabilir. Bu dersi de sadece din kültürü öğretmenleri değil, tüm öğretmenler okutabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder